Go to Database Directory || Go to Bibliography
Search the entire CISG Database (case data + other data)

Reproduced with permission of On İki Levha Publishing, Istanbul, 2012, pp. 117 et seq.

Viyana Satım Antlaşması’na Genel Bakış ve Maddi Uygulama Alanı

Prof. Dr. H. Ercüment ERDEM

Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi
Ticaret Hukuku Anabilim Dalı E. Öğretim Üyesi
[*]

Giriş

11 Nisan 1980 tarihinde Birleşmiş Milletlerin himayesinde Viyana’da toplanan diplomatik konferans Milletlerarası Mal Satım Sözleşmeleri Hakkında Birleşmiş Milletler Antlaşması’nı, uygulamadaki yaygın ismiyle Viyana Satım Antlaşması’nı (“Viyana Satım Antlaşması”) kabul etti.[1] [page 117]

Konferansa katılan ulkeler eşitlik ve karşılıklı cıkar esasının devletler arasındaki dostane ilişkilerin gelişmesinde onemli bir etken olduğunu ve milletlerarası mal satımı hakkında değişik sosyal, ekonomik ve hukuki sistemlere uyum sağlayacak yeknesak kuralların kabulunun milletlerarası ticari ilişkilerin gelişmesine ve var olan hukuki zorlukların aşılmasına faydalı olacağını belirttiler.[2]

Milletlerarası mal satımlarına uygulanacak kuralların yeknesaklaştırılması konusunda uzun yıllardan beri sure gelen zahmetli calışmalar, bu Antlaşma’nın kabulu ile sonuclandı ve yıllar icerisinde pek cok ulkenin Antlaşma’ya taraf olması ile pekişti.3 Viyana Satım Antlaşması gunumuz itibariyle iclerinde Turkiye de bulunan 784 ulke tarafından kabul edildi. Bir yandan Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Cin Halk Cumhuriyeti, Rusya gibi buyuk ticari aktorlerin, diğer yandan Fransa, Almanya, İtalya, Hollanda ve İspanya da icinde olmak uzere Avrupa Birliği uyesi toplam 23 ulkenin ve farklı hukuki gelenek ve ekonomik sisteme ait olan Asya, Afrika ve Guney Amerika ulkelerinin taraf olması, Viyana Satım Antlaşması’nın milletlerarası mal satımlarının buyuk bir kısmını yeknesak bir kanun olarak idare etmesine olanak sağladı. [page 118]

Turkiye Viyana Satım Antlaşması’nı 5870 sayılı uygun bulma kanunu ile kabul etti.[5] 11 Mart 2010 tarihli Bakanlar Kurulu Kararnamesi ile katılma belgesinin tevdi edilmesine karar verildi [6] ve Turkiye 7 Temmuz 2010 tarihi itibariyle Antlaşmaya taraf oldu. Viyana Satım Antlaşması m. 99/2 uyarınca Antlaşma Turkiye bakımından katılma belgesinin tevdi edildiği tarihten itibaren on iki ayın tamamlanmasını izleyen ayın ilk gununde yururluğe girer. Bu hukum doğrultusunda Viyana Satım Antlaşması da 1 Ağustos 2011 tarihinde Turkiye’de yururluğe girdi. Turkiye’nin Antlaşma’ya 2010 yılında taraf olmasıyla beraber Antlaşma, taraflar acıkca aksini duzenlemediği surece Turklerin taraf olduğu milletlerarası satım sozleşmelerine doğrudan uygulanmaya başladı. Dolayısıyla, Antlaşma Turk hukuku acısından daha da onem kazandı.

Bu tebliğin amacı Viyana Satım Antlaşması’nı tarihi gelişimi de dahil olarak ana hatlarıyla tanıtmak, Antlaşma’ya hakim olan ilkelere değinmek ve Antlaşma’nın maddi uygulama alanını ortaya koymaktır.

Birinci Bölüm

Viyana Satım Antlaşması’nın Genel Olarak Tanıtılması

I. Tarihî Gelişimi

Hukukun birleştirilmesi yolundaki calışmalar XIX. yuzyılda [7] başladı ve gunumuzde de suruyor. Bu konudaki calışmaların en onemlileri hic kuşkusuz milletlerarası ticaret hukuku alanında, daha da belirli olarak satım sozleşmeleri konusunda yapılanlardır. Bu yeknesaklaştırma calışmaları bir yandan milli hukukların ceşitliliği ve değişkenliğinin hukuki guvenlik icin oluşturacağı engelleri kaldırarak işlerin guvenli ve yaygın [page 119] yurumesini sağlar, diğer yandan ise sanayileşmiş ulkelerle ucuncu dunya ulkelerinin cıkarları arasında bir uyum kurulmasına [8] hizmet eder. Bu şekilde batılı ulkelerin hukuk sistemlerine oranla daha dengeli ve bağımsız kuralların oluşturulmasına calışılır.

Hukukun birleştirilmesi yolundaki calışmaları uc grup altında incelemek mumkundur: A) 1964 tarihli Lahey Antlaşmaları’nın temelini oluşturan ilk calışmalar; B) milletlerarası mal satımlarının ilk defa milletlerarası planda duzenlendiği 1964 tarihli Lahey Antlaşmaları ve C) bu alandaki butun calışmaların sonucu olan Milletlerarası Mal Satım Sozleşmeleri Hakkında 11 Nisan 1980 tarihli Birleşmiş Milletler Antlaşması.

A. İlk Çalışmalar

Milletlerarası satımların birleştirilmesi hakkındaki calışmalar Ozel Hukukun Birleştirilmesi Hakkında Milletlerarası Enstitu’nun (Institut international pour l’Unification de Droit Prive-UNIDROIT-) Alman hukukcu Ernst Rabel’in teklifiyle yeknesak bir hukukun oluşturulması amacıyla bir uzmanlar grubu oluşturup hazırlık calışmaları yapma karan ile cakışır.[9] Kurulan calışma grubu 1930 yılında UNIDROIT’nin onderliğinde toplandı ve milletlerarası mal satımları hakkında 1934 yılında “Roma Projesi” olarak bilinen ilk yeknesak kanun taslağını hazırladı.[10] [page 120]

Bu taslak, Milletler Cemiyeti aracılığıyla, incelenmek uzere ceşitli hukumetlere dağıtıldı ancak II. Dunya Savaşı’nın patlak vermesi bu calışmaları aksattı.[11] Savaşın sona ermesinden sonra UNIDROIT yarım kalan calışmalara devam etmek amacıyla Lahey’de yirmi bir devletin katıldığı bir diplomatik konferans duzenlendi. Bu konferansın sonunda, hukumetlerce yapılan eleştirilerin ışığı altında yeni bir taslak hazırlanması icin bir calışma grubu kuruldu. 1956 yılında hazırlanan bu yeni taslak calışmalarının daimi sekretaryası gorevini ustlenen Hollanda Hukumeti tarafından diğer hukumetlere ulaştırdı. Yapılan eleştirilerin doğrultusunda calışma grubu 1962 yılında yeni bir metin hazırladı. 1963 yılında yayınlanan bu metnin tartışılması ve oylanması amacıyla Hollanda Hukumeti tum devletleri toplantıya davet etti. Boylece 1964 yılında Lahey diplomatik konferansı toplandı.[12]

B. 1964 Tarihli Lahey Antlaşmaları

Lahey diplomatik konferansının sonunda “Maddî Taşınırların Milletlerarası Satımı Hakkında Yeknesak Kanun” [13]13 ve “Maddî Taşınırların Milletlerarası Satımı Sözleşmesinin Kurulması Hakkında Yeknesak Kanun” [14] olarak iki antlaşma kabul edildi. Her iki antlaşma da beş Devletin onay- [page 121] lamasından sonra 1972 yılında yururluğe girdi.[15] Ne var ki, katılan devletlerin sayısının azlığından da kolayca anlaşılacağı gibi, bu antlaşmalar umulan ilgiyi gormedi.[16]

C. Viyana Satım Antlaşması

Lahey Antlaşmaları’nın yururluğe girmesinden sonra da hukukun birleştirilmesi calışmaları devam etti. Hatta Milletlerarası Ticaret Hukuku Hakkında Birleşmiş Milletler Komisyonu’nun (UNCITRAL) ku- [page 122] rulması ile hız kazandı [17] 1968 yılında UNCITRAL milletlerarası ticaret hukukunun birleştirilmesi calışmalarına başladığında onceliği milletlerarası satım sozleşmelerinin birleştirilmesine verdi [18] ve Genel Sekreterlik aracılığıyla 1964 Lahey Sozleşmeleri’nin metinlerini ve Prof. TUNC tarafından hazırlanan bir raporu değişik ulkelere gondererek konuyla ilgili duşuncelerin bildirilmesini istedi. Elde edilen sonuclar UNCITRAL’in 1969 yılındaki oturumunda ele alındı ve on-dort Devletin katılımıyla kurulan bir calışma grubuna yeni bir metin hazırlanması veya 1964 Lahey Sozleşmelerinin yeniden kaleme alınması gorevi verildi.[19]

1978 yılında calışma grubu Lahey Antlaşmaları’nın yeniden kaleme alınmış şeklini tek bir Antlaşma taslağı icinde birleştirildi (birinci bolum: tarafların hakları ve borcları, ikinci bolum: sozleşmenin kuruluşu).[20]

Bu yeni Antlaşma taslağına son şeklini vermek icin 1980 yılı Mart ayında altmış iki Devlet ve sekiz milletlerarası kuruluş Viyana’da toplandı.[21] Beş haftalık bir calışma sonucunda taslağın coğu maddeleri olduğu gibi kabul edildi [22] ve yeni Antlaşma metni altı resmi dilde kaleme alındı (Arapca, Cince, İspanyolca, Rusca, İngilizce ve Fransızca).[23] Bu sozleşme ile birlikte ayrıca 1974 tarihli Maddi Taşınırların Satımında Zamanaşımı [page 123] konusundaki Antlaşma’ya ek bir protokol hazırlanarak yeni Sozleşme ile uyumlu hale getirilmesine calışıldı.[24]

D. Viyana Satım Antlaşması’nın Uygulaması ve Gelişimi

Antlaşma, bugun taraf ulkeler de dahil ve fakat onlarla sınırlı olmaksızın dunyanın pek cok yerinde yargı ve tahkim kararlarına konu uyuşmazlıklarda kullanılır. Diğer yandan, global olarak doktrinde araştırılıp değerlendirilir, cok ceşitli ve farklı hukuk duzenlerinden akademisyenler bu konuda calışmalar ve yayınlar yapmayı surdurur. Bu acıdan Antlaşma’nın surekli zenginleşen ve milletlerarası ticaretin gelişimine paralel gelişme gosteren dinamik bir yapısı olduğu soylenebilir.[25]

UNCITRAL’in Viyana Satım Antlaşması’nın hazırlanması ve kabulundeki rolune yukarıda değinildi. Ancak, UNCITRAL Sekreterliği bu kadarla kalmadı, Antlaşma hakkındaki bilinirliğin artırılması ve Antlaşma’nın uygulanmasında yeknesaklık sağlanması amacıyla, Viyana Satım Antlaşması’na ilişkin ictihatların ozetlerini de iceren CLOUT (Case Law on UNCITRAL texts) serisini ve Antlaşma hukumlerinin yorumlarına ilişkin Digest of Case Law’u hazırladı ve kendi web sitesi altında yayınladı.[26]

II. Viyana Satım Antlaşması’na Hâkim Olan İlkeler

A. Hükümlerin Tamamlayıcılığı

1. Sözleşme Özgürlügü İlkesi

Viyana Satım Antlaşması, sozleşme ozgurluğu ilkesi ve bu yolla da taraflar arasındaki satım sozleşmesinin ustunluğune dayalı bir sistem ge- [page 124] tirir.[27] Taraflar sozleşmenin konusunu, aşağıda ele alacağımız sınırlamalar saklı kalmak şartıyla, serbestce secebilir (krş. m. 2 ve 3), istedikleri şekle bağlayabilir ve yapılan sozleşmeyi değiştirebilir veya sona erdirebilirler (krş. m. 6). Bir başka deyişle, taraflar, sozleşmelerini kendi gereksinimlerine gore şekillendirirler.[28]

Sozleşme ozgurluğu ve taraflar arasındaki sozleşmenin ustunluğune dayalı bu duzenleme bir yandan satım sozleşmesinin şartlarını kapsarken, diğer yandan tarafların sozleşmelerine dahil ettikleri genel şartları, tip sozleşmeleri ve belli tur mallar icin gecerli genel teslim şartlarını da kapsar.

Mahkemeler de Viyana Satım Antlaşması’nın sozleşme ozgurluğu ilkesi temeline dayandığını istikrarlı bir şekilde kabul eder.[29] Hatta ulusal mahkemeler, sozleşmelerdeki sozlu değişiklik yasağını ozenle uygular [30] ve taraflarca sunulan “dışsal” kanıtları, başka bir ifadeyle, bizzat sozleşmeden kaynaklanmayan kanıtları, sozleşmenin değiştirildiğini ortaya koymada yetersiz bulur.[31] [page 125]

2. İradelerin Yorumu

Taraf iradelerinin yorumu konusunda Viyana Satım Antlaşması da, Turk Hukuku’na hakim olan ve 6098 sayılı Turk Borclar Kanunu’nun [32] (“BK”) 19. maddesinde ifade edilen guven ilkesine ustunluk tanır.[33] Viyana Satım Antlaşması m. 8’de bu konuda acıklanan ilkenin ozellikleri şunlardır.[34]

Ayrıca kendisine irade beyanı yoneltilen kimse, beyandaki sayı veya kelime hatasını beyanda bulunan kimsenin gercek iradesine gore duzelterek kabul edebilir. [page 126]

Viyana Satım Antlaşması m. 8/2 bu konuda muhatabın niteliklerinin, ozellikle icinde bulunduğu sosyal, kulturel ve ekonomik şartların goz onune alınması gerektiğini vurgular. Nitekim icap farklı ulkelerde bulunan bircok kişiye yapıldığında, kulturel farklılıklar sebebiyle, icabın bu kişiler tarafından farklı algılanması olasıdır.[37]

B. Satım Sözleşmesinin Önceliği İlkesi

Viyana Satım Antlaşması m. 6 uyarınca taraflar Antlaşma’nın uygulanmasını tamamen veya kısmen haric tutabilir veya m. 12 hukmu saklı kalmak şartıyla Antlaşma’nın hukumlerinden kurtulabilir veya sonuclarını değiştirebilirler. Antlaşma’nın bu hukmu nedeniyle tarafların arasında yaptıkları satım sozleşmelerinin Viyana Satım Antlaşması’na nazaran daha oncelikli olduğu kabul edilir.[38] [page 127]

C. Satım Sözleşmesinin Ayakta Tutulması

Viyana Satım Antlaşması, satım sozleşmesinin ayakta tutulmasına oncelik verir.[39] Viyana Satım Antlaşması’nın bu ozelliğinin amacı tarafların aralarındaki akdi ilişkiye son vermemeleri konusunda yardımcı olmaktır. Sozleşmenin ayakta tutulmasına ilişkin hukumler hem satıcının borclarını duzenleyen, hem de alıcının sozleşmeye uyulmaması halinde haklarını duzenleyen maddelerde yer alır. Ornek olarak aşağıdaki maddeler verilebilir:

D. Teamüllerin Önemi

Milletlerarası satım hukukunun birleştirilmesi amacında olan Viyana Satım Antlaşması, getirdiği genel hukumlerin tarafların gereksinimlerine gore şekillendirilmesini milletlerarası ticaret hukukunda veya taraflar [page 128] arasında gecerli olan teamuller eliyle gercekleştirir.[41] Bu nedenle, Viyana Satım Antlaşması teamullere buyuk onem verir. Madde 9/1 uyarınca, taraflar, kabul ettikleri teamuller ve aralarında yerleşmiş uygulamalar [42] ile bağlıdırlar. Aksine sozleşme olmadıkca, tarafların sozleşmenin kuruluşu icin sozleşmelerinde bildikleri veya bildikleri varsayılan ve milletlerarası ticarette soz konusu ticari branşta aynı tur sozleşmeler icin taraflarca bilinen ve uygulanan bu teamul ve uygulamalara atıfta bulundukları kabul edilir (m. 9/2). Gercekte m. 9 iki tur teamulu ongorur:

Teamullere yapılan atıflar aynı zamanda tarafların iradesini de yansıttıkları icin Viyana Satım Antlaşması hukumlerinden once bir uygulamaya sahiptir. Kural olarak bir teamulun varlığını buna dayanan taraf ortaya koymak zorundadır.

E. Dürüstlük İlkesi

Durustluk ilkesi temel bir ilkedir. Bu nedenle, bu ilke tartışılmaksızın Viyana Satım Antlaşması kapsamına alındı.[47] Bununla beraber, bazı devletler bu ilkelerin Viyana Satım Antlaşması kapsamına alınmasına uc nedenle karşı cıktı[48]: [page 130]

Buna karşılık, bu ilkenin Antlaşma kapsamına alınmasından yana olanlar, aşağıdaki savlara dayandılar:[49]

İleri surulen tum bu goruşler, bu sorunun cozulmesi icin bir Calışma Grubu kurulmasına neden oldu.[50] Uzun tartışmalardan sonra Calışma Grubu, durustluk ilkesine yer verilmesine karar verdi.[51] Bu ilkenin Viyana [page 131] Satım Antlaşması’na dahil edilmesine yonelik olarak Devletler arasındaki fikir ayrılıklarının giderilmesi icin ise, bu ilke genel bir ilke olarak değil, Viyana Satım Antlaşması’na ilişkin yorum yontemi olarak kabul edildi ve Viyana Satım Antlaşması’nın 7. maddesinin 1. fıkrasına konuldu: “Bu Antlaşmanın yorumunda, Antlaşmanın milletlerarası niteliği dikkate alınacağı gibi yeknesak uygulanmasının teşviki ve milletlerarası ticarette dürüstlük kuralının korunması gereği de gözetilir”.

Durustluk ilkesi, “Genel Hukumler” bolumunde yer aldığı icin, satım sozleşmesinin kurulması ve ifa edilmesi de dahil olmak uzere, tum satım sozleşmesine uygulanır.[52]

Viyana Satım Antlaşması’nın 7. maddesi bu ilkeye atıfta bulunmakla yetinir, bu ilkeyi tanımlamaz. Ancak durustluk ilkesi tarafların yapmaları ve yapmamaları gerekli tum konularda uygulanır. Bu durum Viyana Satım Antlaşması’nda acıkca duzenlenir:

Durustluk ilkesi ulusal hukuklardaki kriterlere gore belirlenmemelidir.[53] Nitekim satım hukukunun birleştirilmesi ve boylece yeknesak [page 132] bir uygulama yaratılması amacında olan bir milletlerarası antlaşmanın hukumlerinin yorumlanması ceşitli ic hukuklara bırakıldığında, farklı yorumlar yoluyla bu amactan uzaklaşılacağı kuşkusuzdur. Bu nedenle, Viyana Satım Antlaşması’nın 7. maddesi, “uluslararası ticaret”e atıfta bulunarak, yoruma ilişkin esasları belirtir. Bu kapsamda, Viyana Satım Antlaşması’nın yorumunda, bu Antlaşma’nın milletlerarası niteliği, yeknesak bir uygulamanın başarılması ve milletlerarası ticarette iyiniyet esasının gozetilmesi gereği dikkate alınmalıdır (m. 7/1). Başka bir anlatımla, durustluk ilkesi karşılıklı eşit cıkarlar cercevesinde uluslararası ticaretin gelişmesini sağlayacak şekilde yorumlanmalıdır.[54]

İkinci Bölüm

Maddî Uygulanma Alanı

Viyana Satım Antlaşması, m. 1/1 hukmune gore, milletlerarası mal satımlarına uygulanır. Ancak, satım sozleşmesinden veya mal kavramından ne anlaşılması gerektiği yolunda maddede hic bir acıklık yoktur. Bu nedenle once satım sozleşmesi uzerinde duracak ve mal kavramını acıklayacağız. Daha sonra da maddi uygulanma alanına getirilen sınırlamaları goreceğiz.

I. Satım Sözleşmesi

Viyana Satım Antlaşması’nda acık bir hukum bulunmamakla beraber, satım sozleşmesinin klasik anlamda, başka bir deyişle malların parayla değiştirilmesi anlamında ele alındığını kabul etmek gerekir.[55] Zaten [page 133] Viyana Satım Antlaşması m. 30 ve 53 de bu goruş ve BK m. 207’de yer alan tanım ile aynı doğrultudadır.

Madde 30, eşyanın tesliminden, mulkiyetin gecirilmesinden ve eğer gerekiyorsa malla ilgili belgelerin tesliminden ibaret olan satıcının borclarını duzenler. Bunlar -malla ilgili belgelerin verilmesi dışında - BK m. 207 ve 210’da ongorulen borclardır. Madde 53 de alıcının borclarını gosterir: Semeni odemek ve malları teslim almak. Bu borclar da yine BK m. 207 ve 232’de ifadesini bulur.

Viyana Satım Antlaşması’nda hangi tur satımların [56] duzenlendiği de acıkca belirtilmez. Ancak m. 2 ile getirilen sınırlamalar goz onune alındığında, Antlaşma’ya konu olan satımların Borclar Kanunu’nda duzenlenenler kadar kapsamlı olmadığı gorulur. Bu konuya aşağıda tekrar doneceğiz. [page 134]

II. Mal Kavramı

Viyana Satım Antlaşması’nda, başlığından itibaren, 1964 tarihli Lahey Antlaşmaları’nın aksine maddi taşınır kavramı yerine mal kavramı kullanılır ve bu kavramın tanımı verilmez.[57] Bu değişiklik “maddi taşınırlar” kavramının mal kavramına gore daha bilimsel ve hukuki olduğu iddiasıyla ozellikle Fransız hukukcular tarafından cok eleştirilir.[58] Bu acıdan bakıldığında, Antlaşma’nın orijinal İngilizce metninde yer alan “goods” kelimesi ile Fransızca metinde yer alan “marchandise” kelimeleri anlam farklılığı icerir. Zira “goods” kelimesi sıkı bir şekilde eşya anlamına gelmekte iken, “marchandise” kelimesi eşya, urun, fikri eser gibi daha geniş anlamları kapsar. Almanca “waren” kelimesi de bu anlamları icine alır şekildedir.[59]

Genel olarak satım sozleşmeleri acısından mal kavramı her turlu taşınır ve taşınmazı kapsar. Hatta satım konusu malın maddi, cismani varlığı olması dahi gerekmez. Bu acıdan para ile değiştirilmesi mumkun ve ekonomik değeri olan her turlu maddi ve gayri maddi varlıkların satılması mumkundur.[60] [page 135]

Viyana Satım Antlaşması acısından ise mal kavramı bu denli geniş değildir. Her şeyden once aşağıda sınırlamaları incelerken goreceğimiz gibi gayri maddi varlıkların (elektrik) satımı kapsam dışıdır.[61] Ayrıca Antlaşma sadece taşınırların satımını duzenler. Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliği Antlaşma m. 1’i şerh ederken, Antlaşma’nın taşınırların satımına uygulanacağını acıkca belirtir.[62] Sonuc olarak getirilen terim değişikliğine rağmen Antlaşma acısından mal kavramı tıpkı Lahey Antlaşmaları’nda olduğu gibi maddi taşınırları ifade eder.

Gayri maddi varlığı olan şeylerin Viyana Satım Antlaşması uyarınca mal sayılıp sayılmayacağı ozellikle bilgisayar yazılımları acısından tartışmalıdır.[63] Bu konuda farklı bakış acıları bulunur. Oncelikle dar bakış acısına gore ancak taşıyıcı disk veya hafıza cubuğu gibi dış aygıtlarda kayıtlı bulunan ve bu şekilde taşınarak alıcıya teslim edilen yazılımlar taşınır maddi mal olarak kabul edilebilir ve Viyana Satım Antlaşması’nın kapsamına girer.[64] Diğer yandan, geniş bakış acısına gore ise malın maddi [page 136] varlığı olup olmadığına bakılmaksızın herhangi bir şekilde taşınabilir şeylerin Antlaşma kapsamında mal sayılması gerekir.[65] Gunumuzdeki gelişmeler goz onune alındığında, maddi varlığı olmasa da hakimiyet altına alınıp taşınabilen bilgisayar yazılımlarının Viyana Satım Antlaşması kapsamında değerlendirilmesi yerinde olur.

III. Sınırlamalar

Viyana Satım Antlaşması m. 2 uygulanma alanına bazı sınırlamalar getirir. Oncelikle bazı satım sozleşmeleri, daha sonra satım konusu bazı mallar ve satım ile yakınlık gosteren bazı sozleşmeler, son olarak da satım sozleşmesine ilişkin bazı konular kapsam dışı bırakılır. Ayrıca taraf devletlere Viyana Satım Antlaşması’nın hukumlerinin etkilerini değiştirmek veya ortadan kaldırmak icin cekince bildirmek imkanı da tanınır.[66]

A. Bazı Satım Türleri

Uc tur satım sozleşmesi uygulanma alanı dışında tutulur.

1. Kişisel, ailesel ve eve ilişkin (“domestique”) kullanımlar için yapılan satımlar m. 2/a ile kapsam dışı bırakılır. Bir başka deyişle ile tuketici satımları, yani ticari bir zincirin sonunda yer alıp da malları tekrar satmak veya kullanmak niyeti olmadan alan kimselere yapılan satımlar Antlaşma’nın uygulama konusu olmaz.[67] [page 137]

Tuketici satımlarının bu şekilde kapsam dışı bırakılmasının nedeni, bu satımların bircok devlette kamu duzeninden sayılan kanunlarla duzenlenmeleridir.[68] Bu devletlerin Antlaşma hukumleriyle emredici kanun hukumlerinin catışmasından korkarak Antlaşma’yı onaylamaktan veya katılmaktan cekinebilecekleri olasılığı bu satımların kapsam dışı bırakılmalarında başlıca etken oldu.[69] Ayrıca, tuketiciye ilişkin hukumler her ulkede ozel olarak duzenlenir ve birbirinden cok farklıdır.[70] Bu nedenle, tuketiciye ilişkin hukumlerin yeknesaklaştırılması oldukca zordur.[71] Diğer yandan tuketici satımları daha cok ic satımlardır ve Antlaşma bu satımların milletlerarası sayılabileceği cok ender durumları duzenlemekten kacınır (ikametgahı yabancı ulkede olan bir turistin yaptığı satım sozleşmesi veya yabancı devletten posta yoluyla yapılan satımlar gibi).[72]

Antlaşma acısından değerlendirildiğinde satım şimdi vereceğimiz orneklerde olduğu gibi ticari amaclarla yapılmışsa Antlaşma’nın kapsamı icinde kalır. Orneğin bir kırtasiyecinin mesleki kullanım icin fotokopi makinesi alması, bir lokantanın yemek takımları satın alması veya bir oto galerisinin tekrar satmak amacıyla bir araba satın alması durumunda satım sozleşmesine Viyana Satım Anlaşması hukumleri uygulanır. Tuketici satımlarının kapsam dışı kalması icin satıcının sozleşmeden once veya sozleşmenin kuruluşu sırasında malların boyle bir kullanım icin alındığını bilmemesi veya bilmediğinin kabul edilmesi gerekir (m. 2/a). Satın alınan malların miktarı, teslim edileceği adres veya satım sozleşmesinin diğer unsurları tuketici satımları icin alışılmış değilse, satıcının yaptığı sozleşmenin bilincinde olduğu varsayılır ve Antlaşma’nın [page 138] uygulanmasından kacınamaz.[73] Satıcının, yaptığı sozleşmenin Antlaşma tarafından mı, yoksa ic hukuk tarafından mı idare edileceğini bilebilmesi icin en gec sozleşmenin kurulması sırasında gerekli bilgilere sahip olması aranır.[74] Dolayısıyla, satıcının sozleşmenin kurulmasından sonraki bir aşamada satışın ticari olmayan amaclarla yapıldığını bilip bilmemesi bu acıdan onem taşımaz.[75]

Sozleşme m. 2/a’da belirtilen istisnanın uygulanabilmesi icin satıcının yapılan sozleşmenin kişisel tuketim amacıyla yapıldığını bilmediğinin ortaya konması gereklidir. Burada ispat yuku Viyana Satım Antlaşması’nın uygulanmasını talep eden taraftadır.[76]

2. Artırma ile satımlar da Antlaşma’nın kapsamı dışındadır (m. 2/b).[77 Zira bu tur satımlar coğu devlette ic hukukun emredici hukumleri [page 139] ile duzenlenir [78] ve ihale uzerinde kalan kimsenin iş yeri başka bir devlette olsa dahi bağlı oldukları ic hukuka bağlı olmaları arzulanır.[79] Bu istisna bircok devletin bu konuda kendi ic hukukunu bağlayıcı kabul etmesi durumuyla da doğrulanır.[80]

Diğer yandan, acık artırma ile yapılan satımlar bircok fiyat teklifi ve kabulu icerir.[81] Bu satımlar Antlaşma kapsımda olsaydı Antlaşma’nın uygulanıp uygulanmayacağı ancak ihale sonunda, kimin alıcı olduğuna gore saptanabilirdi.[82] Satım sozleşmesinin kuruluşunu boyle rastlantısal sonuclara bağlamamak ve boylece karışıklık yaratmamak uygun bir cozumdur.

3. Mahcuz malların satımı veya adlî makamların diğer herhangi bir kararına dayanarak yapılan satımlar da m. 2/c hukmu gereğince Antlaşma’nın kapsamı dışındadır. Aslında bu tur satımlar tarafların uzerinde muzakere edemedikleri [83] ve genellikle ic hukukların emredici duzenlemelerine konu olan satımlardır. Kaldı ki bu satımların milletlerarası ticari hayatta buyuk bir yer tuttuklarını soylemek de zordur.

B. Satım Konusu Bazı Mallar

Antlaşma satım konusu birtakım malları da kapsam dışı bırakır. İkinci madde bu malları uc grup altında toplar.

1. Menkul kıymetlerin, ticarî senetlerin ve paranın satımına Antlaşma hükümleri uygulanmaz (m. 2/d).[84] Zira bu tur satımlar bir- [page 140] cok devlette emredici ic hukuk kuralları ile duzenlenir. Kaldı ki bazı hukuk sistemlerinde kıymetli evrak mal olarak da kabul edilmez.[85] Eğer bu satımlar kapsam dışı bırakılmasaydı, hukukun birleştirilmesi amacında olan bir antlaşmanın uygulanmasında buyuk farklılıklar olabilirdi. Eşyayı temsil eden senetlerle yapılan satımlar, bazı devletlerde bu tur satımlar ticari senetlerin satımı olarak kabul edilmesine rağmen Viyana Satım Antlaşması’nın uygulama alanının dışında tutulur.[86]

2. Her türlü geminin, teknenin, hava taşıt aracının ve hava yastıklı taşıt aracının satımı Antlaşma’nın uygulanma alanının dışındadır (m. 2/e). Bu hukum 1964 tarihli Maddi Taşınırların Satımı Hakkında Yeknesak Kanun m. 5/I, b hukmunden oldukca farklıdır. Anılan madde sadece tescilli gemilerin, hava taşıt araclarının veya hava yastıklı taşıt araclarının satımını haric tutmaktayken, Antlaşma bu konuda bir ayrım gozetmemiş ve tescilli olup olmadıklarına bakmaksızın hepsini kapsam dışı bırakmıştır.[87] Bu istisnanın nedeni, bircok hukuk duzeninde bu taşıtların ozel bir tescile bağlı tutulmalarıdır. Tescil usulunu duzenleyen ic hukuklar ise birbirlerinden cok farklıdır.[88] Satım sırasında hangi taşıtların tescile tabi olacağının hangilerinin olmayacağının, tescile hangi hukukun uygulanacağının saptanması konusunda cıkması muhtemel tartışmalara meydan vermemek icin adı gecen butun taşıtların satımı kapsam dışı tutulmuştur.[89] Ancak belirtmek gerekir ki, bu taşıtlara ilişkin yedek parcaların ticari satımı şuphesiz Antlaşma kapsamındadır. [page 141]

3. Elektrik satımları da m. 2/f hukmu ile Antlaşma’nın kapsamı dışına taşınır.[90] Bazı hukuk sistemlerinde, elektrik bir mal olarak kabul edilmez ve hukuki niteliği (maddi veya gayri maddi) de tartışmalıdır.[91] Ustelik milletlerarası elektrik satımları coğunlukla milletlerarası mal satımlarının gosterdiği problemlerden farklı problemler gosterir.[92] Ayrıca milletlerarası elektrik satım sozleşmeleri o denli ayrıntılı hukumler icerir ki Antlaşma’nın uygulanmasına gerek olmadığı savunulur.[93]

Buna karşılık diğer enerji kaynaklarının, orneğin doğalgaz veya petrol, satımı Viyana Satım Antlaşması’na bağlıdır.[94] Bu acıdan, elektrik satımlarının kapsam dışı bırakılması oğretide eleştirilir, doğal gaz ve petrol satımlarının da elektrik satımlarına benzer problemler icerdiğinden soz edilerek sadece elektrik satımlarının kapsam dışı bırakılmasının hukuken gecerli bir gerekcesinin bulunmadığı belirtilir.[95]

C. Satım ile Yakınlık Gösteren Bazı Sözleşmeler

Viyana Satım Antlaşması satım ile yakınlık gosteren bazı sozleşmeleri de kapsam dışında tutar.

1. Üretilecek ve imal edilecek malların satımı. Madde 3/I uyarınca uretilecek veya imal edilecek malların sağlanması taahhudunu iceren sozleşmeler, malı ısmarlayan tarafın uretim veya yapım icin gerekli malzemenin esaslı bir kısmını karşılamaması şartıyla satım sozleşmesi [page 142] olarak kabul edilir.[96] Alıcının uretim veya imalat icin gerekli malların onemli kısmını temini durumunda bu sozleşme Antlaşma kapsamında bir satım sozleşmesi olarak kabul edilmez. Aksini iddia edenin, Viyana Satım Antlaşması’nın uygulanması gerektiğini ispatlaması gerekir.[97] Bu tur sozleşmeler satımdan cok işcilik, hizmet temini veya eser sozleşmesi olarak kabul edilir.[98]

Burada Antlaşma’nın uygulanıp uygulanmayacağı acısından dikkate alınması gerekli onemli konulardan biri de alıcı tarafından sağlanan malzemelerin malın uretimi ve imali icin onemli bir bolumu (“substantial part”) oluşturup oluşturmadığıdır.[99] Eğer alıcının sağladığı malzemeler imalat dışındaki diğer yukumluluklerin yerine getirilmesi icin gerekli ise, malların ambalajlanması ve taşınmasına ilişkin malzemeler alıcı tarafından sağlanıyor ise, taraflar arasındaki sozleşmeye Viyana Satım Antlaşması uygulanır.[100] Mahkemeler de bu yonde bir inceleme gercekleştirir.[101] [page 143]

Konu Turkiye acısından onemlidir. Zira ozellikle tekstil sektorundeki fason uretim sonucu yapılan satımlarda, kumaş ve diğer malzemeler, alıcılar tarafından sağlandığı surece, kapsam dışı kalır.

2. Satıcının ağırlıklı ediminin bir işçilik veya diğer bir hizmet ediminden oluşması. Madde 3/II ise, satıcının ediminin ağırlığını bir işcilik veya diğer herhangi bir hizmet temininin oluşturduğu durumlarda Viyana Satım Antlaşması’nın uygulanmayacağını belirtir. Antlaşma satım sozleşmelerini kapsadığına gore bu yolda bir istisnaya yer verilmesi son derece doğaldır.[102] Bu hukmun uygulanması acısından sorun yaratabilecek tek konu “tarafın ediminin ağırlığının bir hizmet veya işcilik temininden oluştuğunun” nasıl saptanacağıdır.[103] Gercekten de farklı ulkelerin mahkemeleri onunde gorulen davalarda Viyana Satım Antlaşması’nın maddi uygulama alanına ilişkin en cok yer bulan hukuki uyuşmazlıklardan biri de karma edim iceren sozleşmelerde ağırlıklı edimin ne olduğu ve buna gore ilgili sozleşmeye Viyana Satım Antlaşması’nın uygulanıp uygulanmayacağıdır.[104] Rusya Federasyonu Yuksek Tahkim Heyeti onunde gorulen ve [page 144] Rus alıcı tarafından Cek Satıcıya karşı acılan davada, sozleşme hukumlerinin mal tesliminin yanı sıra, işgucu ve servis hizmetlerinin sağlanmasını icerdiği belirtilerek davaya Viyana Satım Antlaşması’nın uygulanıp uygulanmayacağı tartışılır.[105] Olaydaki ağırlıklı edimin teknik techizat iceren malların satımını icerdiği, diğer yukumluluklerin buna bağlı yan edimler olduğu goz onune alınarak Viyana Satım Antlaşması’nın uygulanmasına karar verilir.

Aynı şekilde, Zurih Ticaret Mahkemesi, 2000 tarihli kararında, Avusturyalı satıcı ve İsvicreli alıcı firma arasındaki bilgisayar uygulamalarının satımı ve yuklenmesine ilişkin sozleşmeye Viyana Satım Antlaşması’nın uygulanıp uygulanmayacağını değerlendirir. Taraflar arasındaki sozleşme Avusturyalı şirketin İsvicreli şirketin calışanlarına satın alınan bilgisayar programları hakkında eğitim vermesini ve ilgili bilgisayar programını İsvicreli şirketin ozel gereksinimlerine gore uyarlanmasını ongorur. Bu nedenle taraflar arasındaki sozleşme satım, hizmet ve hatta uretim unsurlarını icerir. Mahkeme, sozleşmesinin ifası bakımından bir ayrıma giderek mal teslimimin %45, eğitimin %20 ve uyarlanmanın da %35’lik bir ağırlık icerdiğinden soz ederek, mal satımının hakim edim olduğuna kanaat eder ve Viyana Satım Antlaşması’nı uygular.[106] [page 145]

D. Satıma İlişkin Bazı Konular

Viyana Satım Antlaşması satıma ilişkin bazı konuları da kapsam dışı bırakır. Uygulama alanı dışında tutulan konular Viyana Satım Antlaşması m. 4, 5 ve 6’da duzenlenir:

1. Madde 4 uyarınca kapsam içinde ve dışında kalan konular

Madde 4 uyarınca, Viyana Satım Antlaşması sadece satım sozleşmesinin kurulmasına ve boyle bir sozleşmenin taraflar arasında doğurduğu hak ve borclara uygulanır.[107] Başka bir deyişle, icap-kabul ve tarafların hakları ve borcları uygulanma alanı icinde kalır; bunun dışında kalan konular Antlaşma tarafından duzenlenmez.

Hic kuşkusuz satım sozleşmesinin ifa edilmemesiyle ilgili konular da -hem satıcı hem alıcı acısından- kapsamın icindedir (m. 71 vd.). Antlaşma’da aksine hukum olmadıkca bunların dışında kalan, satım sozleşmesinin gecerliliğine (tarafların ehliyetleri, irade fesadı, hata, hile, ikrah, butlan),[108] sozleşme hukumleri ile teamullerin gecerliliğine (m. 4/a) ve sozleşmenin satılan malın mulkiyeti uzerindeki etkilerine (m. 4/b) ilişkin konular Antlaşma’da ayrıca duzenlenmez.

Yukarıda da belirtildiği uzere m. 4 uyarınca Antlaşma satıcı ile alıcı arasında satım sozleşmesinden doğan hak ve borcları duzenler. Diğer bir deyişle, Viyana Satım Antlaşması ucuncu kişilerin haklarını ele almaz. Her ne kadar Antlaşma metninde bu konuya acıkca değinilmemişse de m. 4’un lafzından dolaylı olarak bu sonuca ulaşılır.[109] Zira Antlaşma m. [page 146] 4’de “ozellikle” denilerek Antlaşma’da duzenlenmeyen konulara ilişkin sayımın sınırlı olmadığı belirtilir.

Nitekim Grenoble İstinaf Mahkemesi, Amerikalı satıcı ile Fransız alıcı arasındaki bir davada, Viyana Satım Antlaşması’nın ucuncu kişilerin haklarını duzenlemediğine işaret ederek satım sozleşmesine taraf olmayan, malların son kullanıcısı durumundaki Fransız ucuncu kişilerin Amerikalı satıcıya karşı olan haklarına Viyana Satım Antlaşması’nın uygulanmayacağına karar verdi.[110]

Satım sozleşmesi uyarınca satılan malın mulkiyeti uzerindeki etkilerine (m. 4/b) ilişkin konuların Viyana Satım Antlaşması tarafından duzenlenmediği yukarıda belirtildi. Alman Koblenz Bolge İstinaf Mahkemesi’nde gorulen bir davada, Hollandalı satıcı ile Alman alıcı arasındaki satım sozleşmesine konu yatın alıcıya tesliminden sonra alıcının iflas etmesi uzerine satıcı, satım sozleşmesindeki mulkiyeti muhafaza kaydına dayanarak yatın iadesini talep eder. Bu olayda mahkeme, Viyana Satım Antlaşması m. 4 (b) uyarınca mulkiyeti muhafaza kaydının gecerliliğine Viyana Satım Antlaşması’nın uygulanmayacağına hukmetti.[111]

2. Madde 5 uyarınca kapsam dışında kalan konular

Antlaşma, satıcının, malın neden olduğu cismani zararlardan veya olumden doğan sorumluluğuna da uygulanmaz (m. 5). Bir başka deyişle satıcının imalattan doğan sorumluluğu da kapsam dışıdır.[112]

Ayıplı malların neden olduğu cismani zararlardan dolayı malı sağlayanın sorumluluğu bircok hukuk isteminde farklı kurallar ile duzenlenir. Bu konuya ilişkin olarak bazı ulkelerde haksız fiil sorumluluğu, diğer bazı [page 147] ulkelerde ise sozleşmesel sorumluluk soz konusudur.[113] Bu farklı duzenlemeler nedeniyle, konu Antlaşma’da ele alınmadı.[114]

Satım konusu malın neden olduğu cismani zarar veya olum nedeniyle satıcının sorumluluğunun kapsam dışında bırakılmasının başka bir nedeni ise bu konuya ilişkin uluslararası cozumler iceren ozel duzenlemelerin yapılabileceği ihtimalidir.[115]

Dusseldorf Bolge İstinaf Mahkemesi’nin onune gelen bir davada,[116] Alman alıcı, Amerikalı satıcıdan kesici bir makine alarak bunu Rus muşterisine satar. Makinedeki ayıp nedeniyle oluşan kazada Rus şirketin calışanlarından olenler ve cismani zarara uğrayanlar olur ve Alman alıcı Rus muşterisinin bu zararlarını tazmin eder. Bunun sonucunda, Alman şirket karara konu davada Amerikalı satıcıdan bu yaptığı odemelerin tazminini ister. Alman Mahkemesi ise, burada Alman şirketin malvarlığına gelen bir zarar soz konusu olduğundan soz ederek, Viyana Satım Antlaşması’nın uygulanacağına hukmeder ve davacının talebini kabul eder. Davacı tarafın tazminat talebi, satım konusu malın neden olduğu olum ve cismani zararlara ilişkindir. Bu konu ise Antlaşma’nın kapsamı dışındadır. Bu nedenle Dusseldorf Bolge İstinaf Mahkemesi’nin kararı yerinde değildir.

Her halde belirtmek gerekir ki, Viyana Satım Antlaşması m. 5 uyarınca satım konusu mal bir kişinin olumune veya cismani zarara uğramasına neden oluyorsa, bu konular hakkında Viyana Satım Antlaşması uygulanmaz. Satım konusu maldan kaynaklanan doğrudan malvarlığına ilişkin zararlar ise Antlaşma’nın uygulama alanına girer. [page 148]

3. Madde 6 uyarınca kapsam dışında kalan konular

Nihayet m. 6 uyarınca taraflar Antlaşma’nın uygulanmasını tamamen veya kısmen haric tutabilir veya m. 12 hukmu saklı kalmak şartıyla Antlaşma’nın hukumlerinden kurtulabilir veya sonuclarını değiştirebilirler.[117]

Antlaşma’nın uygulanmasının haric tutulması taraflarca akit devlet hukukundan başka bir hukukun aralarındaki sozleşmeye uygulanacak hukuk olarak secilmesiyle olabileceği gibi, doğrudan Antlaşma hukumlerinin uygulanmasının reddedilmesiyle de olabilir. Ayrıca Antlaşma’nın etkileri taraflar arasında kullanılan tip sozleşme hukumleriyle de bertaraf edilebilir, yeter ki bunların gecerliliği icin gerekli ic hukuk kurallarına uyulmuş olsun.[118]

Bu madde ile Sozleşme tamamen veya kısmen bertaraf edilebileceği gibi, sadece Sozleşme’nin bazı bolumlerinin hatta sadece bazı maddelerinin kapsam dışı bırakılması da soz konusu olabilir.[119]

Sonuç

Milletlerarası satım hukukunun birleştirilmesi yolunda bu yuzyılda başlayan ve gittikce artan bir yoğunlukta devam eden calışmalar, incelediğimiz Viyana Satım Antlaşması’nın kabulu ve yururluğe girmesinden bu gune gecen 30 yılı aşkın surecte oldukca ilerledi. Satıma ilişkin her konuyu duzenlemese dahi, Viyana Satım Antlaşması’nın satım hukukunun birleştirilmesi acısından buyuk bir başarı olduğu kuşkusuzdur. Milletlerarası satımlar acısından hem satıcı hem de alıcı konumunda olan devletlerin Viyana Satım Antlaşması’nı kabul etmesi, bu başarının en buyuk kanıtıdır. Antlaşma’nın gunumuzde milletlerarası satımların buyuk kısmına uygulandığı soylenebilir.

Turkiye’nin Antlaşma’ya 2010 yılında taraf olmasıyla beraber Antlaşma, Turkiye acısından yururluğe girdiği 1 Ağustos 2011 tarihinden [page 149] başlayarak, taraflar acıkca aksini duzenlemediği surece Turklerin taraf olduğu milletlerarası satım sozleşmelerine m. 1/1(a) uyarınca doğrudan uygulanmaya başladı. Dolayısıyla, Antlaşma Turk hukuku acısından daha da onem kazandı.

Antlaşma’nın Turkiye tarafından kabuluyle, Turk satım hukuku cok başlı hale geldi. Milletlerarası satımlara Viyana Satım Antlaşması uygulanırken, ic satımlara BK ve ticari satımlar acısından Turk Ticaret Kanunu hukumleri, tuketici satımları acısından 4077 sayılı Tuketicinin Korunması Hakkında Kanun hukumleri uygulanır oldu. Ancak bu farklı kaynaklar arasında Viyana Satım Anlaşması ilham aldığı ve uzerine kurulu olduğu ilkeler acısından farklı ozellikler gosterir. Başta Antlaşma’nın milletlerarası karakteri, sozleşme ozgurluğune ve teamullere verdiği onem ayrıca milletlerarası ticarette durustluk kuralına yaptığı vurgu, Viyana Satım Antlaşması’nın uygulanmasında ic hukuktaki alışkanlıklarımızı terk etmemizi zorunlu kılar. Bununla birlikte 6098 sayılı Turk Borclar Kanunu’nun hazırlık calışmalarında Viyana Satım Antlaşması’ndan yararlanılmadığı ve Antlaşmanın dayandığı ilke ve kurallara BK’nda yer verilmediği gorulur. Her ne kadar BK’nun Gerekcesinde Viyana Satım Antlaşması’na atıf yapıldıysa da, BK’nun satım hukumleri incelendiğinde Viyana Satım Antlaşması’nın dikkate alınmadığı anlaşılır. Bu nedenle satım hukukumuzu milletlerarası uygulamalar ve milletlerarasında genel kabul goren kurallarla uyumlu hale getirmek ve boylece yenilemek ve modernleştirmek konusunda bir fırsat kacırdığımızı duşunuyorum.

Ayrıca Turk ekonomisinin icinde bulunduğu buyume ve gelişme yonunde milletlerarası satımların da hem sayı hem de hacim olarak artacağı dikkate alınarak Viyana Satım Antlaşması’nın Turkiye’de daha cok tanınması ve tanıtılması gerektiğine inanıyorum. [page 150]


Kaynakça [120]

AYDIN, İbrahim, Mal Satımlarına İlişkin Birleşmiş Milletler (Viyana) Satım Sozleşmesi ve Turk Hukuku, Ankara 2011, <http://www.belgeler.com/blg/142t/milletlerarasi-mal-satimlarina-ilikin-birlemi-milletler-szlemesi-viyana-szlemesi-1980-ve-trk-hukuku-united-nations-convention-on-contracts-for-the-international-sale-of-goods-vienna-convention-1980-and-turkish-sale-law>.

BIELECK, Jansuz / DESTA, Melaku Gebaye, Electricity Trade in Europe: Review of economic and regulatory challenges, 2004, >http://books.google.com.tr/books?id=57oeN_QEEfwC&pg=PA20&dq=software+under+CISG&hl=tr&ei=3TV4T76GJYuB8gP73smYDQ&sa=X&oi=book_result&ct=bookthumbnail&resnum=6&ved=0CE4Q6wEwBQ#v=onepage&q=software%20under%20CISG&f=false>.

BONELL, Michael Joachim, La nouvelle Convention des Nations-Unies sur les contrats de vente internationale de marchandises, Dr. et.pr.comm.int. 7/1981.

CASTELLANI, Luca, Turkiye’nin CISG’a Taraf Olmasına İlişkin Cerceve, Milletlerarası Satım Hukuku (Editor: Atamer, Yeşim), On İki Levha Yayıncılık, İstanbul, Haziran 2008.

COX, Trevor: “Chaos Versus Uniformity: The Divergent Views of Software in the International Community”, <http://cisgw3.law.pace.edu/cisg/biblio/cox.html>.

DAYIOĞLU, Yavuz, CISG Uygulamasında Sozleşmenin İhlali Halinde Alıcının Hakları ve Ozellikle Alıcının Tazminat Talep Etme Hakkı, 1. Baskı, İstanbul 2011. [page 151]

DEL DUCCA, Louis F. / DEL DUCCA, Patrick: “Practice Under the Convention on International Sale of Goods (CISG), A Primer for Attorneys and International Traders”, Part I, Uniform Commercial Code Law Journal, Vol. 27, Y. 1995, s. 331-370.

DESSEMONTET, François: “La Convention des Nations Unies du 11 avril 1980 sur les contrats de vente internationale de marchandises”, Les contrats de vente internationale de marchandises, Lozan 1991, s. 47-82.

DÖLLE, Hans (Herausgeber), Kommentar zum Einheitlichen Kaufrecht, Munih 1976.

ENDERLEIN, Fritz / MASKOW, Dietrich / STARGARDT, Monika, Kaufrechtskonvention der UNO (mit Verjahrungskonvention), Kommentar, Berlin 1985.

ENDERLEIN, Fritz / MASKOW, Dietrich, International Sales Law, Oceana Publications, 1992.

EÖRSI, Gyula: “A propos the 1980 Vienna Convention on Contracts for the International Sale of Goods”, Am.J.Comp.L. 31/1983, s. 333 vd..

ERAUW, Johan / FLECHTNER, Harry M.: “Remedies Under the CISG and Limits to their Uniform Character”, The International Sale of Goods (editor Sarcevic /Volken), Kluwer Law international, Hollanda 2001.

ERDEM, Ercüment, La livraison des marchandises selon la Convention de Vienne – Convention des Nations Unies sur les contrats de vente internationale de marchandises, Fribourg 1990 (Anılış: ERDEM, Livraison).

ERDEM, Ercüment: “Uluslararası Mal Satışlarında 11 Nisan 1980 Tarihli Birleşmiş Milletler Sözleşmesinin Uygulama Alanı”, Milletlerarası Ticaret Hukuku ile İlgili Makaleler, İstanbul 2007, s. 1 -23 (Anılış: ERDEM, Uygulama Alanı).

ERDEM, Ercüment: “The role of trade usages in ICC Arbitration”, in Liber Amicorum en l’honneur de Serge Lazareff, Paris 2011, s. 247-265. [page 152]

FARNSWORTH, Allan E.: “Rights and Obligations of the Seller”, Convention de Vienne de 1980 sur la vente internationale de marchandises, Colloque de Lausanne des 19 et 20 novembre 1984, Zurih 1985, s. 83 vd.

FERRARI, Franco: “What Sources of Law for Contracts for the International Sale of Goods? - Why One Has to Look Beyond the CISG?”, 2005, <http://www.cisg.law.pace.edu/cisg/biblio/ferrari15.html> (Anılış: FERRARI, CISG).

FERRARI, Franco; “Specific Topics of the CISG in the Light of Judicial Application and Scholarly Writings”, Journal of Law and Commerce, Vol. 15, 1995 (Anılış: FERRARI, Specific Topics).

HEIDERHOFF, Bettina: “CISG’in Uygulama Alanı: Konu Bakımından”, Milletlerarası Satım Hukuku (Editor: Yeşim M. Atamer), 1. Baskı, İstanbul 2008, s. 25-36.

HERBER, Rolf: “Einfuhrung”, in: Wiener UNCIRAL-Übereinkommen über inernationale Warenkaufvertäge vom 11. April 1980, 3. ed., Koln 1988.

HEUZE, Vincent, La vente internationale de marchandises – Droit uniforme, Paris 2000.

HOLL, Volker / KEßLER, Olivier: “Selbstgeschaffenes Recht der Wirstschaft” und Einheitsrechtstellung der Handesbrauche und Geplogenheiten im Wiener UN-Kaufrecht Recht der internationalen Wirstschaft (1995), s. 457 vd.

HONNOLD John: “The Draft Convention on Contracts for the International Sale of Goods: An Overview”, Am.J.Comp.L. 27/1979, s. 223 vd. (Anılış: HONNOLD, Overview).

HONNOLD, John / FLECHTNER, Harry M., Uniform Law for International Sales under the 1980 United Nations Convention, Lahey 2009 (Anılış: HONNOLD / FLECHTNER, Uniform Law).

HONNOLD, John, Unification of the Law Governing International Sales of Goods, Paris 1966. [page 153]

HUBER, Peter / MULLIS, Alastair, The CISG, a new textbook for students and practitioners, 2007, <http://books.google.com.tr/books?id=jw8bZ4syM6UC&printsec=frontcover&dq=CISG&hl=tr&sa=X&ei=hAh3T4SCJdG18QPf7tXKDQ&ved=0CEYQ6AEwBA#v=onepage&q=CISG&f=false>.

HUBER, Peter: “Some introductory remarks on CISG”, Internationales Handelsrecth, 6/2006, <http://cisgw3.law.pace.edu/cisg/biblio/huber-04.html>.

JANSSEN, André / MEYER, Olaf: CISG Methodology, Munih 2009.

KAHN, Philippe: “La Convention de Vienne du 11 avril 1980 sur les contrats de vente internationale, la Convention de Vienne du 11 avril 1987”, Colloque du 21 octobre 1987, C.J.F.E. 5 special/1987, s. 951 vd. (Anılış: KAHN, La Convention de Vienne).

KAHN, Philippe: «La Convention de la Haye du 1er juillet 1964 portant loi uniforme sur la vente internationale des objets mobiliers corporels», Rev. trim. dr. comm., 1964, s. 689-727.

KAPLAN, Yavuz: “1980 Tarihli Birleşmiş Milletler Viyana Sozleşmesi Cercevesinde, İnternet Ortamında Bilgisayar Programı Satış Sozleşmesi”, Prof. Dr. Ergin Nomer’e Armağan, 2002, s. 325-356.

LOOKOFSKY, Joseph, Understanding the CISG, Kopenhag 2008.

LOOKOFSKY, Joseph: “Article 4 Issues Excluded from Convention Scope: Validity, Property and Delict”, Aralık 2000, <http://cisgw3.law.pace.edu/cisg/biblio/lookofsky.html>

MESSAGE DU CONSEIL FEDERAL du 11 janvier 1989 concernant la Convention de Vienne sur les contrats de vente internationale de marchandises, FF 1989 I, s. 709 vd.

MILLER, Roger Leroy / JENTZ, Gaylord A., Fundamentals of Business Law, South-Western 2010. [page 154]

MISTELIS, Loukas: “CISG’nin Uygulama Alanı: Yer, Zaman ve Kişi Bakımından”, Milletlerarası Satım Hukuku (Editor: Yeşim M. Atamer), 1. Baskı, İstanbul 2008, s. 7–24.

NEUMAYER, Karl H. / MING, Catherine, Convention de Vienne sur les contrats de vente internationale de marchandises - Commentaires, Lozan 1993.

PLANTARD, Jean-Pierre: “Un nouveau droit uniforme de la vente internationale: La Convention des Nations Unies du 11 avril 1980”, J.dr.int. 2/1988, s. 311 vd.

SAF, Carolina: “A Study of the Interplay between the Conventions Governing International Contracts of Sale”, Eylul 1999, <http://cisgw3.law.pace.edu/cisg/text/saf96.html>.

SCHAFFER, Richard / AGUSTI, Filiberto / EARLE, Beverly, International Business Law and Environment, South Western 2009.

SCHLECHTRIEM, Peter / BUTLER, Petra, UN law on international sales: the UN Convention on International Sales – The UN Convention on the International Sale of Goods, Fribourg 2009.

SCHLECHTRIEM, Peter / WITZ, Claude, Convention de Vienne sur les contrats de vente internationale de marchandises, Paris 2008.

SCHLECHTRIEM, Peter, Uniform Sales Law, Viyana 1986 (Anılış: SCHLECHTRIEM, Sales).

SCHROETER, Ulrich G.: «Vienna Sales Convention: Applicability to Mixed Contracts and Interaction with 1968 Brussels Convention», <http://www.cisg.law.pace.edu/cisg/biblio/schroeter1.html>.

SONO, Kazuaki, The Vienna Sales Convention: History and Perspective, New York, Londra, Roma 1986.

STOFFEL, Walter: “Ein neues Recht des internationalen Warenkaufs in der Schweiz”, RSJ 86/1990, s. 169 vd.

TANDOĞAN, Haluk, Borclar Hukuku, Ozel Borc ilişkileri, C. 1/1, 6. Bası, İstanbul 2008. [page 155]

TİRYAKİOĞLU, Bilgin: 11 Nisan 1980 tarihli Milletlerarası Mal Satımlarına İlişkin Birleşmiş Milletler Sözleşmesinin Milletlerarası Özel Hukuk Kuralları ile İlişkisi”, Ankara Universitesi Hukuk Fakultesi Dergisi, C. 3, S. 1, 1989 - 1990, s. 191-205. <http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/38/301/2825.pdf>.

TOKER, ALİ GÜMRAH, 11 Nisan 1980 Tarihli Uluslararası Taşınır Satımına İlişkin Birleşmiş Milletler Sozleşmesi’nin (Viyana Sozleşmesi) Uygulama Alanı, Ankara 2005.

TUNC, André.: “Les ventes internationales de marchandises”, Colloque de la Fondation Internationale pour l’Enseignement du Droit des Affaires, Faculte de Droit d’Aix-en Provence, 7 et 8 mars 1980, Paris 1981, s. 407-417.

TUNC, André: «Les Conventions de la Haye du 1er juillet 1964 portant loi uniforme sur la vente internationale d’objets mobiliers corporels», Rev. int. dr. comp., 16/1964, s. 547 – 554..

VOLKEN, Paul: “The Vienna Convention Scope, Interpretation and Gap-Filling”, International Sale of Goods, Dubrjovnik Lectures, New York, Londra, Roma 1986, s. 19 vd.

ZELLER, Bruno, CISG and the Unification of International Trade Law, New York 2007.

ZEYTİN, Zafer, Milletlerarası Mal Satım Sozleşmeleri Hukuku, Seckin, Ankara 2011. [page 156]


FOOTNOTES

* Bu makalenin hazırlanması sırasında kaynakların taranması ve işlenmesi acısından kıymetli yardımları icin Av. Begum Hunturk (LLM) ve Av. Zeynep Tuncer’e (LLM, İsvicre) ictenlikle teşekkur ederim.

Bu makale 6 Nisan 2012 tarihi itibariyle yayımlanan kararlar ve kaynaklar dikkate alınarak hazırlandı.

1. Antlaşma’nın yasal metni icin bkz. UN Doc. A/CONF. 97/18, Ek I, Conference des Nations Unies sur les contrats de vente internationale de marchandises, Documents Officiels, New York 1981, s. 190 vd. (Antlaşma ile ilgili butun resmi tutanakların yer aldığı bu yayın calışmanın devamında “Documents Officiels” kısaltması ile anılacaktır). Bu konferans ve Antlaşma ile ilgili butun metinler A/CONF. kısaltması ile başlar. Bu kısaltma Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun bu diplomatik konferansı 97. Konferans olarak adlandırdığını gosterir. UN Doc. kısaltması ise ilgili belgelerin Birleşmiş Milletler Teşkilatı’na ait olduğunu ifade eder.

Milletlerarası Mal Satım Sozleşmeleri Hakkında Birleşmiş Milletler Antlaşması’na yaygın olarak Viyana Satım Antlaşması denilmektedir. Viyana Satım Antlaşması’nın tarihi gelişimi hakkında ayrıntılı bilgi icin bkz. ERDEM, Ercüment: “Uluslararası Mal Satışlarında 11 Nisan 1980 Tarihli Birleşmiş Milletler Sözleşmesinin Uygulama Alanı”, Milletlerarası Ticaret Hukuku ile İlgili Makaleler, İstanbul 2007, s. 1 vd. (Anılış: ERDEM, Uygulama Alanı).

2. Bkz. Antlaşma’nın Dibacesi.

3. Yirminci yuzyılın başından itibaren buyuyen ulke ekonomileri, ticari faaliyetlerin ulke sınırları dışına taşmasına ve ulkeler arası ticari ilişkilerin gelişmesine neden oldu. Ulkeler arası artarak gelişen ticari ilişkiler cercevesinde, satım sozleşmesi, milletlerarası ticaret hayatında cok onemli bir yer almaya başladı. Satım sozleşmesinin milletlerarası ticarette bu denli onemli bir yere sahip olması da, 1930’lu yıllardan itibaren, ceşitli milletlerarası kuruluşların satım hukukunu yeknesaklaştırma calışmalarına başlamasına yol acmıştı. Bkz. TİRYAKİOĞLU, Bilgin: 11 Nisan 1980 tarihli Milletlerarası Mal Satımlarına İlişkin Birleşmiş Milletler Sözleşmesinin Milletlerarası Özel Hukuk Kuralları ile İlişkisi”, Ankara Universitesi Hukuk Fakultesi Dergisi, C. 3, S. 1, 1989-1990, s. 192. Bkz. <http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/38/301/2825.pdf> (erişim: 31.03.2012).

4. Taraf ulkelerin tam listesi icin bkz. <http://www.uncitral.org/uncitral/en/uncitral_texts/sale_goods/1980CISG_status.html> (erişim: 31.03.2012); <http://cisg.law.pace.edu/cisg/countries/cntries.html> (erişim: 31.03.2012).

5. RG. 14 Nisan 2009, S. 27200.

6. RG. 7 Nisan 2010, S. 27545.

7. ERDEM, Uygulama Alanı, s. 2. XX. yuzyılın başı uluslararası ticaret hukuku alanında en cok reformun yaşandığı donemdir. Ayrıntılı bilgi icin bkz. ZELLER, Bruno, CISG and the Unification of International Trade Law, New York 2007, s. 3.

8. BONELL, Michael Joachim, La nouvelle Convention des Nations-Unies sur les contrats de vente internationale de marchandises, Dr. et.pr.comm.int. 7/1981, s. 7. Turk doktrininde, milletlerarası mal satımlarında yeknesak kuralların oluşturulmasının hem hukuki guvenliği sağlayacağı, hem de kanunlar ihtilafı acısından olumlu sonuclar yaratacağı savunulur. Başka bir anlatımla, davayı acan tarafın aynı zamanda mahkemeyi de belirleme imkanına sahip olması nedeniyle, onun daha iyi bir sonuc alabileceği bir mahkemede dava acarak, davalı icin hic de adil olmayan bir sonucun ortaya cıkması engellenecektir. AYDIN, İbrahim, Mal Satımlarına İlişkin Birleşmiş Milletler (Viyana) Satım Antlaşması ve Turk Hukuku, Ankara 2011, s. 4 – 5, <http://www.belgeler.com/blg/142t/milletlerarasi-mal-satimlarina-iliskin-birlesmis-milletler-sozlesmesi-viyanasozlesmesi-1980-ve-turk-hukuku-united-nations-convention-on-contracts-for-theinternational-sale-of-goods-vienna-convention-1980-and-turkish-sale-law> (erişim: 31.03.2012).

9. SCHLECHTRIEM, Peter / WITZ, Claude, Convention de Vienne sur les contrats de vente internationale de marchandises, Paris 2008, s. 2.

10. Ayrıntılı bilgi icin bkz. HUBER, Peter / MULLIS, Alastair, The CISG, a new textbook for students and practitioners, 2007, s. 2, <http://books.google.com.tr/books?id=jw8bZ4syM6UC&printsec=frontcover&dq=CISG&hl=tr&sa=X&ei=hAh3T4SCJdG18QPf7tXKDQ&ved=0CEYQ6AEwBA#v=onepage&q=CISG&f=false> (erişim: 31.03.2012); ERDEM, Uygulama Alanı, s. 3.

11. Bkz. TUNC, André: “Les ventes internationales de marchandises”, Colloque de la Fondation Internationale pour l’Enseignement du Droit des Affaires, Faculte de Droit d’Aixen Provence, 7 et 8 mars 1980, Paris 1981, s. 408.

12. HUBER / MULLIS, s. 3; TUNC, s. 410.

13. Loi uniforme sur la vente internationale des biens mobiliers corporels (la LUVI).

14. Loi uniforme sur la formation des contrats de vente internationale de biens mobiliers corporels (la LUFC). Her iki Antlaşma hakkında da ayrıntılı bilgi icin bkz. TUNC, André: “Les Conventions de la Haye du 1er juillet 1964 portant loi uniforme sur la vente internationale d’objets mobiliers corporels”,, Rev. int. dr. comp., 16/1964, s. 547 vd.; KAHN, Philippe: “La Convention de la Haye du 1er juillet 1964 portant loi uniforme sur la vente internationale des objets mobiliers corporels”, Rev. trim. dr. comm., 1964, s. 689 vd.; HONNOLD, John, Unification of the Law Governing International Sales of Goods, Paris 1966; aynı yazarın diğer makaleleri icin bkz. DÖLLE, Hans (Herausgeber), Kommentar zum Einheitlichen Kaufrecht, Munih 1976.

15. Bu Antlaşmalara taraf olan ulkeler Belcika, Gambiya, Federal Almanya Cumhuriyeti, İsrail, İtalya, Luksemburg, Hollanda ve Birleşik Krallık’tır. Bkz. LOOKOFSKY, Joseph, Understanding the CISG, Kopenhag 2008, s. 4, dn. 29. Bu Anltaşmalar hala yururluktedir. TOKER, ALİ GÜMRAH, 11 Nisan 1980 Tarihli Uluslararası Taşınır Satımına İlişkin Birleşmiş Milletler Sozleşmesi’nin (Viyana Sozleşmesi) Uygulama Alanı, Ankara 2005, s. 23.

16. HUBER / MULLIS, s. 3; LOOKOFSKY, s. 4. Kahn’a gore bu ilgisizliğin nedenleri uc başlık altında toplanabilir: 1) Milletlerarası ozelliğine rağmen Antlaşmalar’ın hazırlanmasına katılan Devletler aynı politik sistemi kabul eden ve serbest piyasa ekonomisi uygulayan batılı ulkelerdi. Diğer Devletler hazırlanışına katılmadıkları bu Sozleşmeleri kabul etmekte cekimser kaldılar; 2) Bu Sozleşmeler satım sozleşmesini klasik anlamda ele aldılar ve sınai satımları goz ardı ettiler; 3) Her iki Sozleşme’nin de uygulayıcılar ve yeterli hukuki bilgisi olmayanlar icin oldukca karmaşık bir dili vardı. Bkz. KAHN, Philippe: “La Convention de Vienne du 11 avril 1980 sur les contrats de vente internationale, la Convention de Vienne du 11 avril 1987”, Colloque du 21 octobre 1987, C.J.F.E. 5 special/1987, s. 952 (Anılış: KAHN, La Convention de Vienne); aynı konu hakkında krş. HERBER, Rolf: “Einfuhrung”, in: Wiener UNCIRAL-Übereinkommen über inernationale Warenkaufvertäge vom 11. April 1980, 3. ed., Koln 1988, s. 601; SONO, Kazuaki, The Vienna Sales Convention: History and Perspective, New York, Londra, Roma 1986, s. 3.

Doktrinde ayrıca, bu iki Anlaşma’nın beklenilen ilgiyi gormemesinin diğer bir sebebinin de sadece Fransızca ve İngilizce dillerinde hazırlanmaları olduğu ifade ediliyor. Nitekim uye devletlerin bu Kanunlar’ı ic hukuk sistemlerine gecirmeleri gerekliydi. Oysa sadece iki dilde hazırlanmış olmaları bunu zorlaştırıyordu. Ayrıntılı bilgi icin bkz. JANSSEN, André / MEYER, Olaf, CISG Methodology, Munih 2009, s. 18 vd. Turk doktrininde ise, bu Anlaşmalar’ın başarısız olmasındaki ana sebep, Batı Avrupa ulkelerinin ic hukuklarından esinlenilmesi ile sosyalist ve gelişmekte olan ucuncu dunya ulkelerinin hazırlık calışmalarına katılmamış olmaları olarak gosterilir. AYDIN, s. 7 – 8. Nitekim calışmalara Fransız, İskandinav ve Alman hukuk sistemlerinden temsilciler katılmıştır. Bkz. MISTELIS, Loukas: “CISG’nin Uygulama Alanı: Yer, Zaman ve Kişi Bakımından”, Milletlerarası Satım Hukuku (Editor: Yeşim M. Atamer), 1. Baskı, İstanbul 2008, s. 10.

17. SCHLECHTRIEM / WITZ, s. 3; Komisyon hakkında ayrıntılı bilgi icin bkz. HONNOLD, John / FLECHTNER, Harry M., Uniform Law for International Sales under the 1980 United Nations Convention, Lahey 2009, s. 6 vd. (Anılış: HONNOLD / FLECHTNER, Uniform Law).

18. Bkz. HONNOLD John: “The Draft Convention on Contracts for the International Sale of Goods: An Overview”, Am.J.Comp.L. 27/1979, s. 225 (Anılış: HONNOLD, Overview).

19. Bkz. HUBER / MULLIS, s. 3; HONNOLD, Overview, s. 226; HONNOLD / FLECHTNER, Uniform Law, s. 10; SONO, s. 4.

20. Bkz. HONNOLD, Overview, s. 226; HONNOLD / FLECHTNER, Uniform Law, s. 10; SONO, s. 5.

21. Viyana diplomatik konferansına katılanlar icin bkz. UN Doc. A/CONF. 97/18.

22. Viyana Satım Antlaşması’nın coğu maddesinin kabul edilmesi, bircok devletin Taslak Antlaşma’nın calışmalarına katılmasından kaynaklanır. Ayrıntılı bilgi icin bkz. HONNOLD / FLECHTNER, Uniform Law, s. 10 – 11.

23. Viyana Satım Antlaşması’nın altı dile cevirisi cok ozenli bir şekilde Milletlerarası Ticaret Hukuku Hakkında Birleşmiş Milletler Komisyonu (UNCITRAL) tarafından gercekleştirildi. Ayrıntılı bilgi icin bkz. JANSSEN / MEYER, s. 19 vd.

24. Bkz. HONNOLD / FLECHTNER, Uniform Law, s. 12.

25. CASTELLANI, Luca, Turkiye’nin CISG’a Taraf Olmasına İlişkin Cerceve, Milletlerarası Satım Hukuku (Editor: Atamer, Yeşim), On İki Levha Yayıncılık, İstanbul, Haziran 2008, s. 4.

26. Bkz. <http//www.uncitral.org/uncitral/en/case_law.html>; <http://www.uncitral.org/uncitral/en/case_law/digests/cisg.html>.

27. Doktrinde sozleşmenin ustunluğu ilkesinin Viyana Satım Antlaşması’nın 6. maddesinden kaynaklanmadığı, genel kabul goren bir prensip olduğu ifade edilir. Bkz. LOOKOFSKY, s. 29. Buna karşılık, bazı yazarlar, sozleşmenin ustunluğu ilkesinin, Viyana Satım Antlaşması’nın 6. maddesinden kaynaklandığını savunur. Bkz. SCHLECHTRIEM, Peter / BUTLER, Petra, UN law on international sales: the UN Convention on International Sales – The UN Convention on the International Sale of Goods, Fribourg 2009, s. 29, NEUMAYER, Karl H. / MING, Catherine, Convention de Vienne sur les contrats de vente internationale de marchandises - Commentaires, Lozan 1993, s. 84 – 85.

28. Bkz. ERDEM, Ercüment, La livraison des marchandises selon la Convention de Vienne – Convention des Nations Unies sur les contrats de vente internationale de marchandises, Fribourg 1990, s. 49 – 50, § 241 vd. (Anılış: ERDEM, Livraison).

29. Rusya Federasyonu Yuksek Tahkim Heyeti, 27.01.1997 tarih ve 94/1996 sayılı kararında Viyana Satım Antlaşması’nın sozleşme ozgurluğu prensibi uzerine kurulu olduğunu belirterek, taraflardan birisinin ileri surduğu iddiayı, diğer tarafın yokluğunda sozleşmeyi değiştirmeye yonelik olması sebebiyle, reddeder. Ayrıntılı bilgi icin bkz. <http://www.cisg.law.pace.edu/cisg/wais/db/cases2/970127r1.html> (erişim: 31.03.2012).

30. Milletlerarası Ticaret Odası’nın Hakem Heyetinin (“Zurih”), Mart 1998 tarih ve 9117 sayılı kararında, taraflar arasındaki sozleşmenin, sozleşmedeki yazılılık koşulu dahilinde, ancak tarafların yazılı anlaşmaları ile değiştirilebileceğini ifade eder. Ayrıntılı bilgi icin bkz. <http://www.unilex.info/case.cfm?pid=1&do=case&id=399&step=FullText> (erişim: 31.03.2012).

31. Vietnam’daki Yuksek Mahkeme, 05.04.1996 tarih ve 74/1996 tarihli kararında, bir akreditifin taraflar arasındaki sozleşmeyi değiştirdiğini ortaya koymada yetersiz olduğunu belirtir. Ayrıntılı bilgi icin bkz. <http://www.unilex.info/case.cfm?pid=1&do=case&id=350&step=FullText> (erişim: 31.03.2012).

32. 6098 sayılı Yeni Borclar Kanunu 04.02.2011 tarih ve 27836 sayılı Resmi Gazete’de yayımlandı. Yeni Kanun 01.07.2012 tarihinde yururluğe girmiştir. Guven ilkesi, 818 sayılı Turk Borclar Kanunu’nun 18. maddesinde duzenlenir.

33. Viyana Satım Antlaşması tarafların gercek iradeleri konusunda herhangi bir duzenleme getirmez. Başka bir ifadeyle, Viyana Satım Antlaşması’nda, gercek irade ile beyan edilen irade arasındaki fark konusunda herhangi bir hukum yoktur. Bkz. SCHLECHTRIEM / WITZ, s. 71 – 72, § 96; SCHLECHTRIEM / BUTLER, s. 56.

34. İradelerin yorumu konusunda ayrıca bkz. HUBER / MULLIS, s. 12 vd.; SCHLECHTRIEM / BUTLER, s. 55 vd § 54 vd.; NEUMAYER / MING, s. 111 vd.; ENDERLEIN, Fritz / MASKOW, Dietrich / STARGARDT, Monika, Kaufrechtskonvention der UNO (mit Verjahrungskonvention), Kommentar, Berlin 1985, m. 8 no. 2.2.; VOLKEN, Paul: “The Vienna Convention Scope, Interpretation and Gap-Filling”, International Sale of Goods, Dubrjovnik Lectures, New York, Londra, Roma 1986, s. 136, §105 vd.; EÖRSI, Gyula: “A propos the 1980 Vienna Convention on Contracts for the International Sale of Goods”, Am.J.Comp.L. 31/1983, s. 1 -13.

35. Bkz. DESSEMONTET, François: “La Convention des Nations Unies du 11 avril 1980 sur les contrats de vente internationale de merchandises», Les contrats de vente internationale de marchandises, Lozan 1991, s. 60.

36. NEUMAYER / MING, s. 112 – 113; SCHLECHTRIEM / BUTLER, s. 56.

37. NEUMAYER / MING, s. 113. Doktrindeki bu goruş kararlara da yansır. Orneğin, Lordlar Kamarası, 01.07.2009 tarih ve UKHL38 sayılı kararında, taraflar arasındaki sozleşme oncesi muzakerelere, İngiliz ve Fransız hukukunda farklı hukuki sonuclar bağlanması sebebiyle, taraflar arasındaki sozleşmenin, sozleşme oncesi muzakerelere dayanılarak değiştirilemeyeceğine karar verdi. Ayrıntılı bilgi icin bkz. <http://www.cisg.law.pace.edu/cisg/wais/db/cases2/090701uk.html> (erişim: 31.03.2012). İsvicre - Aargau Ticaret Mahkemesi de, 26.11.2008 tarih ve HOR.2006.79/AC/tv sayılı kararında, tarafların telefonla aralarında anlaşma yapıp yapmadıklarını değerlendirebilmek icin, objektif yorum yaptı ve tarafların konumlarını inceledi. Ayrıntılı bilgi icin bkz. <http://www.cisg.law.pace.edu/cisg/wais/db/cases2/081126s1.html> (erişim: 31.03.2012).

38. SCHLECHTRIEM / BUTLER, s. 55 § 49, HONNOLD / FLECHTNER, Uniform

39. ERDEM, Livraison, s. 51, § 249 – 253.

40. STOFFEL, Walter: “Ein neues Recht des internationalen Warenkaufs in der Schweiz”, RSJ 86/1990, s. 170; FARNSWORTH, Allan E.: “Rights and Obligations of the Seller”, Convention de Vienne de 1980 sur la vente internationale de marchandises, Colloque de Lausanne des 19 et 20 novembre 1984, Zurih 1985, s. 85. Law, s. 157.

41. Doktrinde uluslararası ticari teamullerin, herkese uygulanması bakımından (erga omnes) ozellikle onemli olduğu vurgulanır. Bkz. JANSSEN / MEYER, s. 310.

42. Taraflar arasında bir uygulamadan soz edebilmek icin, uygulamanın belli bir suredir aynı ticari işe ilişkin olarak taraflar arasında yoğun bir şekilde devam etmesi gerekir. SCHLECHTRIEM / BUTLER, s. 59 – 60, § 60-61.

43. Bu kurallar ile milletlerarası ticaret hukukunda en sık kullanılan terimlerin taraflarca aynı şekilde yorumlanması sağlandı. Bkz. ERDEM, Ercüment: “The role of trade usages in ICC Arbitration”, in Liber Amicorum en l’honneur de Serge Lazareff, Paris 2011, s. 251.

44. Mahkemeler ise, taraflar arasında belli bir ticari ilişkiye ilişkin uygulamanın deliller ile ortaya konulmasını arar. Orneğin, Avustralya Federal Mahkemesi, 24.10.2008 tarih ve ACN 087 011 541 [2008] FCA 1591 sayılı kararında, taraflar arasında var olduğu iddia edilen uygulamanın ispat edilememesi nedeniyle, uyuşmazlığı sozleşme hukumleri cercevesinde cozumledi. Ayrıntılı bilgi icin bkz. <http://www.unilex.info/case.cfm?pid=1&do=case&id=1367&step=Abstract> (erişim: 06.04.2012). Aynı şekilde, Hollanda Mahkemesi, 29.05.2007 tarih ve C051069/HE sayılı kararında, satıcı tarafından faturanın uzerine duşulen ve mulkiyetin ucretin tamamı odenmeden alıcıya gecmeyeceğini ongoren kaydın taraflar arasında bir teamul olduğunun ispat edilememesi nedeniyle, bu kaydı dikkate almadı. Ayrıntılı bilgi icin bkz. <http://www.unilex.info/case.cfm?pid=1&do=case&id=1313&step=Abstract> (erişim: 06.04.2012)

45. Doktrinde Viyana Satım Antlaşması m. 9/2’nin ancak ilgili teamul hakkında taraflar arasında acık veya zımni bir sozleşme olması halinde uygulanabileceği ifade edilir. Bkz. SCHLECHTRIEM / BUTLER, s. 59 § 61. Karşı goruş icin bkz. HOLL, Volker / KEßLER, Olivier: “Selbstgeschaffenes Recht der Wirstschaft” und Einheitsrechtstellung der Handesbrauche und Geplogenheiten im Wiener UN-Kaufrecht Recht der internationalen Wirstschaft (1995), s. 457-460; SCHLECHTRIEM / BUTLER, s. 59 § 61, dn. 255’den naklen.

46. New York Eyalet Mahkemesi, 26.03.2002 tarih ve 00 Civ. 9344 (SHS) sayılı kararında, davacının sozleşmede Incoterms’lere acık bir atıf olmaması sebebiyle, sozleşmedeki CIF teriminin Incoterms’ler uyarınca anlaşılmaması gerektiği iddiasını reddetti ve bu terimin uluslararası ticarette bilinen ve sıkca uygulanan terimlerden olması sebebiyle, Incoterms kuralları dahilinde uygulanması gerektiğini belirtti. Ayrıntılı bilgi icin bkz. <http://www.unilex.info/case.cfm?pid=1&do=case&id=730&step=Abstract> (erişim: 06.04.2012).

47. Ayrıntılı bilgi icin bkz. ERDEM, Livraison, s. 51, § 254.

48. UNCITRAL Yearbook IX/1978, s. 35, m. 5. no. 44.

49. UNCITRAL Yearbook IX/1978, s. 35, m. 5. no. 46-48.

50. UNCITRAL Yearbook IX/1978, s. 35, m. 5. no. 55 vd.

51. SCHLECHTRIEM / WITZ, s. 60, § 78.

52. ERDEM, Livraison, s. 53, § 263. SCHLECHTRIEM / WITZ, s. 63, § 83.

53. DAYIOĞLU, Yavuz, CISG Uygulamasında Sozleşmenin İhlali Halinde Alıcının Hakla rı ve Ozellikle Alıcının Tazminat Talep Etme Hakkı, 1. Baskı, İstanbul 2011, s. 10.

54. SCHLECHTRIEM / BUTLER, s. 133.

55. Bkz. SCHLECHTRIEM / WITZ, s. 26, § 34; JANSSEN / MEYER, s. 169; AYDIN, s. 21; WITZ, Claude, Les premieres applications jurisprudentielles du droit uniforme de la vente internationale – Convention des Nations Unies du 11 avril 1980, Paris 1995, s. 31–32, § 13; DEL DUCCA, Louis F. / DEL DUCCA, Patrick: “Practice Under the Convention on International Sale of Goods (CISG), A Primer for Attorneys and International Traders”, Part I, Uniform Commercial Code Law Journal, Vol. 27, Y. 1995, s. 347. Viyana Satım Antlaşması’nın 54. maddesi alıcının asıl ediminin malın semenini odemek olduğunu ifade eder. İlgili madde şoyledir: “Alıcının semeni ödeme borcu, sözleşmede veya mevzuatta öngörülmüş olan, semenin ödenmesini sağlayacak önlemleri almayı ve formaliteleri gerçekleştirmeyi içerir”. Mahkemeler de semeni odeme borcunun satım sozleşmesinin asıl edimlerinden olduğunun altını cizer. Orneğin, Avustralya – Queensland Yuksek Mahkemesi, 17.11.2000 tarih ve 10680 sayılı kararında, malın semeninin odenmemesinin satıcıya sozleşmeden donme olanağı verdiğini ifade eder. Mahkeme boylece, semeni odeme borcunun satım sozleşmesinin asıl edimlerinden birisini oluşturduğunu vurgular. Ayrıntılı bilgi icin bkz. <http://www.unilex.info/case.cfm?pid=1&id=472&do=case> (erişim: 01.04.2012). Fransız Mahkemesi ise 2001 tarihli kararında Viyana Satım Antlaşması cercevesinde satım sozleşmesini tanımlar. Tanıma gore, satım sozleşmesi, satıcı icin, malın zilyetliğini teslim edip, mulkiyetini alıcının uzerine gecirmek, alıcı icin ise, malın bedelini odeyip, malı teslim almaktır. Ayrıntılı bilgi icin bkz. SCHLECHTRIEM / WITZ, s. 26, § 34, dn. 1.

56. Mahkemeler oncelikle taraflar arsındaki sozleşmenin bir satım sozleşmesi olup olmadığını inceler. Orneğin, 1992 yılında, Amsterdam Mahkemesi, taraflar arasındaki sozleşmenin bir dağıtım sozleşmesi olması sebebiyle, Viyana Satım Antlaşması hukumlerinin uygulanmasının mumkun olmadığına karar verdi. Ayrıntılı bilgi icin bkz. WITZ, s. 32, § 13, dn. 34. Almanya ve İsvicre’de de aynı yonde kararlar gorulur. Ayrıntılı bilgi icin bkz. HEUZE, Vincent, La vente internationale de marchandises – Droit uniforme, Paris 2000, s. 75, § 79

57. AYDIN, s. 28; WITZ, s. 32, § 14, KLOTZ, James M., International Sales Agreements: An Annotated Drafting and Negotiating Guide, Alpheen aan den Rijn 2008, s. 6.; JANSSEN / MEYER, s. 40; HEIDERHOFF, Bettina: “CISG’in Uygulama Alanı: Konu Bakımından”, Milletlerarası Satım Hukuku (Editor: Yeşim M. Atamer), 1. Baskı, İstanbul 2008, s. 31.

58. Bkz. KAHN, La Convention de Vienne, s. 956 – 957; Pelichet, bir taraftan taşınmazları diğer taraftan ise maddi olmayan taşınırları kapsam dışı bıraktığı icin maddi taşınırlar terimini tercih etmektedir. Ayrıntılı bilgi icin bkz. PELICHET, Michel: “La vente internationale de marchandises et le conflit de lois”, Recueil des Cours, Academie de Droit International 132/I 1971, Lahey 1972, s. 68.

59. Mal kavramının Fransızca ve İngilizce tercumesinin aynı anlama gelmediği Fransız Mahkemeleri tarafından da vurgulanır. Bkz. WITZ, s. 33, § 14. Diğer yazarlar icin bkz. KAPLAN, Yavuz: “1980 Tarihli Birleşmiş Milletler Viyana Sözleşmesi Çerçevesinde, İnternet Ortamında Bilgisayar Programı Satış Sözleşmesi”, Prof. Dr. Ergin Nomer’e Armağan, 2002, s. 344. Fransız Mahkemeleri, malların, Viyana Satım Antlaşması kapsamında, sadece “maddi taşınır” olarak algılanması gerektiğini belirtir. Ayrıntılı bilgi icin bkz. WITZ, s. 32-33, § 14, dn. 36.

60. Borclar Kanunu anlamında ne tur malların satım sozleşmesine konu olacağı hakkında bkz. TANDOĞAN, Haluk, Borclar Hukuku, Ozel Borc ilişkileri, C. 1/1, 6. Bası, İstanbul 2008, s. 78 vd. Mahkemeler de bu yonde karar verir. Orneğin, Fransız Colmar Mahkmesi, 2001 ve 2004 yılında araba klimaları icin donanımların Viyana Satım Antlaşması kapsamında mal olarak nitelendirildiğini belirtir. Bkz. SCHLECHTRIEM / WITZ, s. 32, § 42, dn. 4. Fransız Mahkemeleri, başka kararlarda da elbise ve gıda urunlerinin de Viyana Satım Antlaşması kapsamında mal olduğuna karar verdiler. Bkz. SCHLECHTRIEM / WITZ, s. 32, § 42, dn. 5-6.

61. SCHLECHTRIEM, / BUTLER, s. 30, § 32. Bu konu zaten Viyana Satım Antlaşması’nın 2. maddesinde duzenlenir. İlgili madde şoyledir: “Bu Antlaşma aşağıdaki satımlara uygulanmaz: (a) Kişisel veya ailevî ihtiyaç veya ev ihtiyacı için mal alınması; meğer ki satıcı, sözleşmenin akdi sırasında veya öncesinde, malların böyle bir kullanım için alındıklarını bilmesin ve bilmesi gerekmesin; (b) Açık artırma yoluyla yapılan satımlar; (c) Cebri icra veya diğer kanun gereği yapılan satımlar; (d) Menkul kıymet, kambiyo senedi ve para; (e) Gemi, tekne, hava yastıklı taşıt veya hava taşıtı satımı; (f) Elektrik satımı”.

62. Bkz. UN Doc. A/CONF. 97/5, s. 15.

63. Tartışmalar icin bkz. HEIDERHOFF, s. 32 – 33.

64. Yazılım programı bir veri taşıyıcısı uzerinde yer alıyorsa, genellikle Viyana Satım Antlaşması kapsamında mal olarak nitelendirilir. Bkz. SCHLECHTRIEM / BUTLER, s. 30, § 32; AYDIN, s. 28 – 29. Yazılımın Viyana Satım Antlaşması kapsamında mal olarak nitelendirilmesine ilişkin tartışmalar icin bkz. HUBER / MULLIS, s. 43. Ayrıca bkz. TOKER, s. 89, COX, Trevor: “Chaos Versus Uniformity: The Divergent Views of Software in the International Community”, <http://cisgw3.law.pace.edu/cisg/biblio/cox.html> (erişim: 01.04.2012); HONNOLD / FLECHTNER, Uniform Law, s. 60 vd.; AYDIN, s. 29-30.

Kimi yazarlar da yazılım programlarının Viyana Satım Antlaşması kapsamında mal olarak nitelendirilmesi gerektiğini savunur. Bkz. BIELECK, Jansuz / DESTA, Melaku Gebaye, Electricity Trade in Europe: Review of economic and regulatory challenges, 2004, s. 20 vd. <http://books.google.com.tr/books?id=57oeN_QEEfwC&pg=PA20&dq= software+under+CISG&hl=tr&ei=3TV4T76GJYuB8gP73smYDQ&sa=X&oi=book_result&ct=book-thumbnail&resnum=6&ved=0CE4Q6wEwBQ#v=onepage&q=software%20under%20CISG&f=false> (erişim: 01.04.2012).

65. KAPLAN, s. 347; ZEYTİN, Zafer, Milletlerarası Mal Satım Sozleşmeleri Hukuku, Seckin, Ankara 2011, s. 50.

66. Ayrıntılı bilgi icin bkz. ERDEM, Livraison, s. 33, § 167 vd; ERDEM, Uygulama Alanı, 16.

67. Bkz. ZELLER, S. 66; MILLER, Roger Leroy / JENTZ, Gaylord A., Fundamentals of Business Law, South-Western 2010, s. 302; KAHN, Convention de Vienne, s. 957.

68. Bu şekilde, Viyana Satım Antlaşması’nın ulusal hukuk normlarıyla catışması engellenmeye calışılır. Bkz. SCHLECHTRIEM / WITZ, s. 33, § 44; NEUMAYER / MING, s. 52.

69. Bkz. UN Doc. A/CONF. 97/5, s. 17 no. 3; KAHN, Convention de Vienne, s. 957; SCHLECHTRIEM / BUTLER, s. 28, § 29 (b); HONNOLD / FLECHTNER, Uniform Law, s. 3.

70. FERRARI, Franco: “What Sources of Law for Contracts for the International Sale of Goods? - Why One Has to Look Beyond the CISG?”, 2005, <http://www.cisg.law.pace.edu/cisg/biblio/ferrari15.html> (erişim: 01.04.2012). (Anılış: FERRARI, CISG).

71. SCHAFFER, Richard / AGUSTI, Filiberto / EARLE, Beverly, International Business Law and Environment, South Western 2009, s. 124.

72. Bkz. UN Doc. A/CONF. 97/5, s. 17, no 3.

73. Bkz. ERDEM, Uygulama Alanı, s. 17. Mahkemeler de bu yonde bir inceleme yapar. Orneğin, İsvicre, Jura Kanton Mahkemesi, 03.11.2004 tarihli kararında, satım sozleşmesinin kuruluşu anında, satıcının, alınan mal miktarı, malın teslim edileceği adres veya bunlara benzer başkaca sebeplerle, satımın bir ticari satış olmadığını duşundurecek hususlar yoksa, satım sozleşmesinin Viyana Satım Antlaşması kapsamında değerlendirileceğini belirtir. Bkz. <http://cisgw3.law.pace.edu/cases/041103s1.html> (erişim: 01.04.2012). Alman Mahkemesi de, 31.03.2008 tarih ve 6U 220/07 sayılı kararında, alıcının arabayı ozel kullanım icin aldığını satıcı bilemeyeceği gerekcesiyle, taraflar arasındaki satım sozleşmesinin Viyana Satım Antlaşması kapsamında olduğuna karar verdi. Bkz. <http://www.unilex.info/case.cfm?pid=1&do=case&id=1317&step=Abstract> (erişim: 01.04.2012). Kanımca bu son karar tartışmaya acıktır ve bir genelleme yapmaya el vermez.

74. Bkz. UN Doc. A/CONF. 97/5, s. 17, no 4.

75. FERRARI, CISG, <http://www.cisg.law.pace.edu/cisg/biblio/ferrari15.html> (erişim: 01.04.2012).

76. FERRARI, Franco; “Specific Topics of the CISG in the Light of Judicial Application and Scholarly Writings”, Journal of Law and Commerce, Vol. 15, 1995, s. 18 (Anılış: FERRARI, Specific Topics); SAF, Carolina: “A Study of the Interplay between the Conventions Governing International Contracts of Sale”, Eylul 1999 <http://cisgw3.law.pace.edu/cisg/text/saf96.html> (erişim: 01.04.2012) . Bu konu taraflardan her birinin iddiasını ispat etmesi gerektiği kuralından da kaynaklanır. Bkz. SCHLECHTRIEM / WITZ, s. 64-65, § 86.

77. Alman Mahkemesi, 02.10.2002 tarih ve VIII ZR 163/01 sayılı kararında, sebzelerin acık artırma ile satılmasının Viyana Satım Antlaşması kapsamında olmadığına karar verdi. Bkz. <http://www.unilex.info/case.cfm?pid=1&do=case&id=915&step=Abstract> (erişim: 01.04.2012).

78. Bkz. HEUZE, 78, § 82.

79. Bkz. UN Doc. A/CONF. 97/5, s. 17, no 5.

80. Bkz. SCHLECHTRIEM / WITZ, s. 34-35, § 45, dn. 1.

81. TOKER, s. 87.

82. Doktrinde acık artırma yoluyla satışların Viyana Satım Antlaşması kapsamında olmamasının sebeplerinden biri olarak, alıcının, acık artırma sonuclanana kadar kimliğinin belirli olmaması ileri surulur. Bkz. HONNOLD / FLECHTNER, Uniform Law, s. 51; TİRYAKİOĞLU, s. 201.

83. HONNOLD / FLECHTNER, Uniform Law, s. 52, § 52.

84. Kanımızca bu maddenin uygulanmasında goz onune alınacak para, bir devlette tedavulde bulunan paradır. Tedavulden kalkan paranın bir mal olarak satımında ve Sozleşmenin bu satıma uygulanmasında bir sakınca bulunmamak gerekir. Ancak, Plantard aksi fikirdedir ve bir koleksiyonun parcası olan paranın Sozleşmenin kapsamına girmeyeceğini belirtir. Krş. PLANTARD, Jean-Pierre: “Un nouveau droit uniforme de la vente internationale: La Convention des Nations Unies du 11 avril 1980”, J.dr.int. 2/1988, s. 325. Bazı yazarlar, menkul kıymetlerin, ticari senetlerin ve paranın Viyana Satım Antlaşması kapsamı dışında bırakılmasının sebebini, bunların maddi taşınır mal olmaması olarak acıklar. Bkz. HONNOLD / FLECHTNER, Uniform Law, s. 52, § 53.

85. Bkz. AYDIN, s. 29.

86. Bkz. UN Doc. A/CONF. 97/5, s. 17, no 8. Turk Hukuku’nda kıymetli evrak niteliğindeki eşyayı temsil eden senetlerden makbuz senedi ve varantın birlikte cirosuyla (TTK m. 746-747) hamil bir depoya tevdi edilmiş malların mulkiyetini kazanır (TTK m. 751/1 ve MK m. 980).

87. Bkz. ERDEM, Uygulama Alanı, s. 19; ERDEM, Livraison, no 181-182.

88. Doktrinde gemi, tekne ve hava araclarının Viyana Satım Antlaşmasının dışında tutulmasının sebebi, bunların daha cok taşınmazlara ilişkin kurallara benzer kurallar ile duzenlenmesidir. Bkz. HONNOLD / FLECHTNER, Uniform Law, s. 53, § 54.

89. Bkz. UN Doc. A/CONF. 95/7, s. 17, no 9; bu hukmun yaratabileceği sorunlar hak- kında bkz. SCHLECHTRIEM, Peter, Uniform Sales Law, Viyana 1986, s. 30 (Anılış: SCHLECHTRIEM, Sales). Hemen belirtmek gerekir ki bu hukum, taşıtlar arasında buyukluk ve hacim farkı gozetmediğinden, bircok devlette tescile tabi olmayan kucuk gezinti ve spor teknelerini de Antlaşma’nın dışında tutar.

90. HONNOLD / FLECHTNER, Uniform Law, s. 54 vd, § 55.

91. Bkz. KAHN, Convention de Vienne, s. 958.

92. Bkz. UN Doc. A/CONF. 95/7, s. 17, no 10.

93. Bkz. SCHLECHTRIEM, Sales, s. 31.

94. Bkz. MESSAGE DU CONSEIL FEDERAL du 11 janvier 1989 concernant la Convention de Vienne sur les contrats de vente internationale de marchandises, FF 1989 I, s. 724;

95. FERRARI, CISG, <http://www.cisg.law.pace.edu/cisg/biblio/ferrari15.html> (erişim: 01.04.2012).

96. HUBER / MULLIS, s. 44.

97. HUBER / MULLIS, s. 44.

98. Bkz. UN Doc. A/CONF. 95/7 s. 18, no 5; SCHLECHTRIEM / BUTLER, s. 23 – 24.

99. HUBER / MULLIS, s. 44 vd. Hangi edimin sozleşmenin onemli bir bolumunu oluşturduğunu saptamak icin, doktrinde edimlerin ekonomik değerlerine bakılması gerektiği savunulur. Bkz. SCHLECHTRIEM / WITZ, s. 39 – 40, § 39. HEUZE, s. 76, § 80.

100. SCHROETER, Ulrich G.: “Vienna Sales Convention: Applicability to Mixed Contracts and Interaction with 1968 Brussels Convention”, <http://www.cisg.law.pace.edu/cisg/biblio/schroeter1.html> (erişim: 01.04.2012).

101. Orneğin, New York Eyalet Mahkemesi, 19.03.2005 tarih ve 03-CV-2835 (ADS) (JO) sayılı kararında, taraflar arasındaki sozleşmenin Viyana Satım Antlaşması kapsamında değerlendirilip değerlendirilmeyeceğine karar verebilmek icin, sozleşmenin esasına / ruhuna (“essence of the contract”) bakar ve sozleşmede yer alan mal satımı ediminin, malın uretimi icin parca tedariki ediminden daha ustun olduğunu belirtir. Bu nedenle de, taraflar arasındaki sozleşmenin Viyana Satım Antlaşması’na tabi olduğuna karar verir. Bkz. <http://www.unilex.info/case.cfm?pid=1&do=case&id=1310&step=FullText> (erişim: 01.04.2011).

Almanya – Karlsruhe Mahkemesi de, 12.06.2008 tarih ve 19 U 5/08 sayılı kararında, taraflar arasındaki sozleşmenin Viyana Satım Antlaşması kapsamında bir satım sozleşmesi olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceğine karar verebilmek icin, mal satımı ediminin mi, yoksa mal uretimi icin parca tedarik ediminin mi daha onemli olduğunu inceler ve mal satım ediminin daha onemli olması nedeniyle, taraflar arasındaki sozleşmenin Viyana Satım Antlaşması kapsamında bir satım sozleşmesi olduğuna hukmeder. Bkz. <http://www.unilex.info/case.cfm?pid=1&do=case&id=1348&step=Abstract> (erişim: 01.04.2012). Aynı şekilde, Fransa – Colmar Temyiz Mahkemesi de, taraflar arasındaki sozleşmenin Viyana Satım Antlaşması kapsamında bir satım sozleşmesi olarak nitelendirilip nitelendirilemeyeceğini değerlendirebilmek icin, sozleşmeye konu malın uretimi icin sağlanan parcaların esaslı parca olup olmadığına bakar ve esaslı parca olmadığı icin, taraflar arasındaki sozleşmenin Viyana Satım Antlaşması kapsamında bir satım sozleşmesi olduğuna karar verir. Bkz. <http://www.unilex.info/case.cfm?pid=1&do=case&id=1305&step=FullText> (erişim: 01.04.2012).

102. Bu hukmun uygulanabilmesi icin onemli olan hem satım, hem de hizmet edimlerini iceren tek bir sozleşme olmasıdır. Aksi halde, satım sozleşmesine Viyana Satım Antlaşması, hizmet sozleşmesine ise, belirlenen hukuk veya kanunlar ihtilafı kurallar cercevesinde belirlenecek hukuk uygulanır. Bkz. HUBER / MILLER, s. 46; SCHLECHTRIEM / WITZ, s. 31, § 41.

103. Bu konuda bkz. KAHN, Convention de Vienne, s. 955. Huber ve Miller hangi sozleşmenin hangi ediminin daha onemli olduğunu saptamak icin edimlerin ayrı ayrı ekonomik değerine bakmak gerektiğini ve en yuksek ekonomik değeri olan edimin sozleşmenin asıl edimini oluşturduğuna karar vermek gerektiği savunur. Huber ve Miller ayrıca, edimlerin ekonomik değerlerinin aynı olması halinde (%50-%50), Viyana Satım Antlaşması’nın uygulanması gerektiğini vurgular. Bkz. HUBER / MILLER, s. 46 – 47. Aynı yonde bkz. SCHLECHTRIEM / WITZ, s. 30 – 31, § 41. Heuze de ekonomik değerlere bakılması gerektiğini savunur. Bkz. HEUZE, s. 77, § 80.

104. Rusya Federasyonu Yuksek Tahkim Heyeti’nin 16.12.2009 tarihli ve VAS-13520/09 sayılı kararı <http://cisgw3.law.pace.edu/cases/091216r1.html>, Rusya Federasyonu Yuksek Tahkim Heyeti’nin 15.10.2009 tarihli ve VAS-11307/09 sayılı kararı. Bkz. <http://cisgw3.law.pace.edu/cases/091015r1.html> (erişim: 01.04.2012), Zurih Ticaret Mahkemesi’nin 26.04.1995 tarihli ve HG920670 sayılı kararı. Bkz. <http://cisgw3.law.pace.edu/cases/091015r1.html> (erişim: 01.40.2012), Zurih Ticaret Mahkemesi’nin 17.04.2000 tarihli ve HG980472 sayılı kararı. Bkz. <http://www.globalsaleslaw.org/content/api/cisg/display.cfm?test=637> (erişim: 01.04.2012). Burada da, Viyana Satım Antlaşması’nın uygulanması gerektiğini iddia edenin, Viyana Satım Antlaşması’nın uygulanması gerektiğini ispatlaması gerekir. Bkz. HUBER / MILLER, s. 45.

105. Rusya Federasyonu Yuksek Tahkim Heyeti’nin 16 Aralık 2009 tarihli ve VAS-13520/09 sayılı kararı. Bkz. <http://cisgw3.law.pace.edu/cases/091216r1.html> (erişim: 01.04.2012).

106. Zurih Ticaret Mahkemesi’nin 17.04.2000 tarihli ve HG980472 sayılı kararı. Bkz. <http://www.globalsaleslaw.org/content/api/cisg/display.cfm?test=637> (erişim: 01.04.2012).

107. Ayrıntılı bilgi icin bkz. ERDEM, Livraison, no 196 vd.; AYDIN, s. 57. HEUZE, s. 75, § 79.

108. Aslında muzakereler sırasında bu konularda, UNIDROIT tarafından hazırlanacak bir taslağın ışığı altında Antlaşma’ya bir bolum eklenmesi arzu edildi. Ancak borclar hukukunun genel esaslarını oluşturan konularda duzenlemeler getirmenin bazı devletleri Antlaşma’ya katılma konusunda cekimser bırakabileceği duşuncesiyle bu fikirden vazgecildi. Bkz. PLANTARD, s. 326.

109. TOKER, s. 110, LOOKOFSKY, Joseph: “Article 4 Issues Excluded from Convention Scope: Validity, Property and Delict”, Aralık 2000, <http://cisgw3.law.pace.edu/cisg/biblio/lookofsky.html> (erişim: 01.04.2012).

110. Grenoble İstinaf Mahkemesi’nin 15 Mayıs 1996 tarihli ve 94/0258 sayılı kararı. Bkz. <http://cisgw3.law.pace.edu/cases/960515f1.html> (erişim: 01.04.2012).

111. Koblenz Bolge İstinaf Mahkemesi’nin 16.01.1992 tarihli ve 5U 534/91 sayılı kararı. Bkz. <http://www.unilex.info/case.cfm?pid=1&do=case&id=30&step=FullText> (erişim: 01.04.2012).

112. <http://cisgw3.law.pace.edu/cases/920116g1.html> (erişim: 01.04.2012). Ayrıca bkz. SCHLECHTRIEM, Sales, s. 34; ENDERLEIN / MASKOW / STARGARDT, s.43.

113. ENDERLEIN, Fritz / MASKOW, Dietrich, International Sales Law, Oceana Publications, 1992, s. 46; ERAUW, Johan / FLECHTNER, Harry M.: “Remedies Under the CISG and Limits to their Uniform Character”, The International Sale of Goods (editor Sarcevic /Volken), Kluwer Law International, Hollanda 2001, s. 65, TOKER, s. 116.

114. HUBER, Peter: “Some introductory remarks on CISG”, Internationales Handelsrecth, 6/2006, <http://cisgw3.law.pace.edu/cisg/biblio/huber-04.html> (erişim: 01.04.2012).

115. Avrupa Birliği’nin 25 Temmuz 1985 tarihli ve 85/374/EEC no.lu Konsey Direktifi uye ulkeler icin urunlerden doğan sorumluluk ile ilgili genel ilkeleri duzenler.

116. Dusseldorf Bolge İstinaf Mahkemesi’nin 2 Temmuz 1993 tarihli ve 17 U73/93 sayılı kararı. Bkz. <http://cisgw3.law.pace.edu/cases/930702g1.html> (erişim: 01.04.2012).

117. Ayrıntılı bilgi ve cesitli ihtimaller icin bkz. ERDEM, Livraison, no. 210.

118. Bkz. SCHLECHTRIEM, Sales, s. 35.

119. VOLKEN, Dubrovnik Lectures, s. 35.

120. Bu bibliyografyada kendilerine birden cok atıf yapılan eserler gosterilmiş ve metinde eserin tam kunyesi tekrarlanmamıştır. Ayrıntılı bilgi edinmek isteyenler icin gosterilen kaynaklara ise dipnotlarında yer verilmiştir.


©Pace Law School Institute of International Commercial Law - Last updated December 18, 2012
Go to Database Directory || Go to Bibliography
Comments/Contributions